| Cep
telefonları işportada
Çankaya'daki
Bitpazarı, yakın zamana kadar, dükkanlarında dahi eski elbiselerin,
ayakkabıların satıldığı bir çarşıydı. Son birkaç yılda büyük
değişim geçirdi ve çağa ayak uydurdu.
Eskiciler
artık, minik tezgahlarda telefon satıyor. Yalnız, çalıntı mala
dikkat edilmesi gerekiyorlar
Her
gün yolumuz farklı meslek alanlarının sokaklarına düşüyor. Kimi
zaman karşımıza globalleşmenin getirdiği, hatta günümüz koşullarının
zorunlu kıldığı yeni alanlar çıkıyor; kimi gün de "eski köye,
yeni adetler" geliyor.
Özellikle son iki- üç yıldır, cep telefonsuz yaşayamaz olduk. Her
yaştan yüzbinlerce insan bir an önce cep telefonu edinmenin yolunu arıyor.
Üstelik öyle sıradan, herhangi bir telefonla da yetinmiyoruz. Yok
zarif olacak, yok minik olup her yere sığacak, vesaire...
Anlayacağınız, zamanla bu teknoloji harikasının kulu, kölesi
olmaya başladık. Artık bizim onu kullandığımız dönem bitti, o
bizi kullanmaya başladı.
Hal böyle olunca, cep telefonu satan bir sektörün doğması ve son hızla
ilerlemesi de kaçınılmazdı. Hatta iş bununla da kalmadı. Rengarenk
kapakların, değişik modeldeki telefon kılıflarının üretildiği
bir de cep telefonu yan sanayii gelişti. Bugünkü konumuz Bitpazarı'ndaki
cep telefonu işportacıları.
Rekabet büyük
Engin Yağlıdere ve arkadaşı Bahri Balıkçı sokağın işportacılarından
ikisi. Yağlıdere yaptıkları işi şöyle anlatıyor:
"Biz burada her türlü cep telefonu hizmetini sunuyoruz. Hat açılışı,
onarım-bakım, satış. Hatta renkli kapak bile satıyoruz. Zaten bizim
bağlı olduğumuz bayiler var. Ayrıca takas da yapıyoruz; insanlar
ikinci el telefonlarını getirip, üzerine biraz para vererek daha
iyisini alıyorlar."
"Neden tezgahta, neden işporta?" diye soruyorum.
Engin Yağlıdere ve arkadaşı sorumu bir ağızdan yanıtlıyor:
"Dikkatinizi çektiyse, bu civarda eski giyecek, ev eşyası satan
tüm mağazalar işlerini değiştirip cep telefonu satmaya başladı.
Çoğu kişi tabiiki dükkanları tercih ediyor ama yine de cep telefonu
olayı çok popüler olduğu bize de çorba parası çıkıyor."
"Satışlarınız nasıl gidiyor" diyorum "belli bir müşteri
potansiyeliniz var mı?"
"Bu aralar satışlar biraz durdu. Ama yine de günde 3-4 telefon
satıyoruz" diye yanıtlayıp ekliyor: "Satışların azalmasının
nedeni, cep telefonu fiyatlarının yüzde 35 ile 40 arasında düşmesi!"
10 milyondan
250 milyona
Engin Yağlıdere tezgahındaki telefon fiyatlarının ne civarda olduğunu
soruyorum. Bir de telefon fiyatlarındaki düşüşü nasıl yorumladığını...
"Bizdeki en ucuz telefon Motorolla D 460, 10 milyon lira. Nokia'nın
71.10 serisiyse en pahalı olanı, 250 milyon lira. Ericson 6.28'ler 20
milyon, 6.88'lerse 35 milyondan alıcı buluyor. Telefon fiyatlarındaki
düşüşe gelince, önceleri ithalatçılar bu işi yüksek kar marjıyla
yapıyorlardı. Yani aşırı kazanç söz konusuydu. Piyasaya birçok
marka girdi, promosyonlar başladı. Acayip rekabet var. Satışlar
eskisi gibi değil. Pastanın dilim sayısı arttıkça, dilimler
inceldi."
Engin Yağlıdere ve Bahri Balıkçı, tezgahtan cep telefonu alanları
bir konuda uyarıyorlar: "Telefonun arkasında yazan Ime numarasına
dikkat etmek gerekiyor. Çünkü bu numaralar adeta, telefonların
trafik plakaları gibi. Örneğin bir hırsızlık olayı olduğunda, çalınan
telefon ancak bu şekilde bulunabiliyor."
"Bazıları buralarda, tezgahta satılan telefonların çalıntı
olduğunu düşünüyor. Hatta polis baskınlar düzenledi. Sizse bu
konuda son derece özenli davrandığızı söylüyorsunuz. Telefon hırsızları
konusunda önlem olarak, neler yapıyorsunuz?" diye soruyorum.
Engin Yağlıdere, "Öncelikle bize telefon getiren kişilerin nüfus
cüzdanı fotokopisi, adres ve telefonlarını alıyoruz. Bu bile, hırsızlar
için caydırı oluyor. Ayrıca telefonların seri numaralarını da
bilgisayardan kontrol ediyoruz. Birkaç kez polise hırsız teslim
ettik. Yine de sokaktan telefon alırken dikkatli olmak gerekli"
diyor.
TEZGAHTAKİ
ÇAĞDAŞLIK
Pazarlarda
da kredi
kartlı satış başladı
Önceleri
sadece belli başlı mağazalarda kullanılabilen kredi kartları artık
bazı pazar yerlerinde de geçiyor. Uygulamayı başlatan satıcılar
hayatlarından memnun.
Bostanlı
Pazarı'na girer girmez, dikkatimizi çeken ilk şey, sebze-meyve satılan
bölümün, giyecek satılan bölüme kıyasla neredeyse "boş"
oluşuydu. Bir tarafta önleri kalabalık giyecek tezgahları, diğer
tarafta sadece birkaç kişi.
Üstelik giyecek satan tezgahlar yavaş yavaş boşalmaya başlamış
bile. Çünkü "pazar kültürü"nü kapmış uyanıklar,
sabah 8.30'larda gelip en güzel malları bitiriyorlar. Yani, burada
"sona kalan, dona kalıyor".
Mecburiyetten
Aradığımız tezgahı buluyoruz sonunda. Pazarcı kredi kartıyla
t-shirt satıyor. Adını soruyorum... "Sadık Gürsoy" diyor,
bir yandan da o kalabalıkta kendisine fiyat soranlara yanıt yetiştiriyor.
30 yaşındaki Sadık Gürsoy, gazeteci olduğumuzu öğrenince kalabalıktan
izin isteyip, bize birkaç dakikasını ayırıyor. "Pazarda kredi
kartı uygulaması nasıl gidiyor?" diye soruyorum.
"Artık kredi kartı kabul etmeden satış yapamaz olduk. Biz de çağa
ayak uyduruyoruz yani. Bostanlı'nın müşterisi kaliteli maldan anlıyor.
Bizdeki mallar marka olduğu için, biraz daha pahalı. Müşteriye
kolaylık olsun diye de kredi kartı kullanmaya başladık" diyor.
O kalabalıkta tezgahların arasında yürümeye çalışırken,
"Allahını seven yağmalasın!", "Siz yağmalayın, ben
toplarım!" sesleriye irkiliyorum. Bir de bakıyorum, genç bir satıcı,
kendine özgü sloganlarıyla pantolon satıyor. İçimden "böylesini
de görmedim" derken, kaşla göz arasında bana da bir tane satıyor.
Bunları nereden getirdiğini soruyorum. "İstanbul'dan sizin için
getirdim" diyor espriyle. Tam uyanık... Meslek sırrını
vermemeye çalışıyor.
Kadınlar, kızlar artık alışmış, ulu orta yerde pantolonları
deniyorlar. Genç bir kıza soruyorum, "zor olmuyor mu böyle
denemek?" diye, "Yok biz alıştık. Zaten pazarcılar da alıştı.
Bazılarının kabini var. Olmayanlar da, hep aynı yerde olduklarından
değiştirme yapıyorlar. Ben garanti olsun diye deniyorum" diyor.
Piyango!
Muhabbetimize kulak kabartan uyanık pazarcı, "Bedenini bulana
piyango vuruyor" şeklinde değiştiriyor sloganını. Ben de, bir
pantolan daha almamak için ağır ağır uzaklaşıyorum yanlarından.
Spotçular
da
iş değiştirdi
Tüm
İzmirliler bilir Bitpazarı'nı. İkinci el giyeceklerin, saatlerin satıldığı
bu sokaklar, eski özelliğini yitiriyor. Çünkü Bitpazarı'ndaki satıcılar
da, müthiş bir hızla büyüyen cep telefonu patlamasından, pay almak
istiyorlar. Bitpazarı'nın çağa ayak uydurmuş satıcıları,
tezgahlarında artık son model Ericsonlar, Nokialar satar oldular.
Eski-yeni, ucuz-pahalı, modern-demode tezatlarının yaşandığı
Bitpazarı'nda herkes dev pastadan bir dilim kapmanın yolunu arıyor.
Ara sokaklardaki eskici dükkanları, hatta spotçular tek tek kapanıyor,
cep telefonu işine geçiliyor.
|