| Kafa avcıları
Teknolojideki
hızlı gelişmeye rağmen insan, her türlü işte hala birinci faktör.
Hatta giderek daha da öne çıktı. Sonuçta eleman ayartmak meslek
haline geldi
İnsan
kaynakları işinde çalışanlar, kafa avcılığı adını sevmeseler
de gelişmiş ülkelerde çok yaygın olan bu branş, Türkiye'de de hızla
gelişiyor
Günümüzde
teknoloji dev adımlarla ilerliyor ama başarı için en önemli faktör
hala insan. İşlerine, işletmelerine gerekli teknoloji ve parayı bastırıp
satın alabilen firmalar, insan konusunda zorlanınca, dünyada yaklaşık
bir asırdan bu yana yürürlükte olan bir meslek, İngilizce'den
dilimize çevirilmiş adıyla "kafa avcılığı" bilimsel adıyla
"insan kaynakları uzmanlığı" Türkiye'de de yükselen
mesleklerden biri haline geldi.
İşe
doğru kişi
Kafa avcılarının işi; doğru işe doğru kişiyi bularak başarıyı
sağlamak; 10 kişinin yapacağı işi doğru seçimlerle 5 kişiye yaptırıp
maliyet düşürmek. Bu uğurda gerekirse başka firmaların başarılı
elemanlarını yeni işler için cazip tekliflerle ayartmaktan da kaçınmıyorlar.
Veya bir yerlere transfer olmak isteyenler, onlara gizlice başvurup
daha cazip işler bulmaya çalışıyorlar. Onlar da yüksek
komisyonlarla aracılık yaparak, bazı elemanları firmalarından
kopararak başka firmalara geçmelerini sağlıyorlar.
İşte bu nedenle onlara, kendileri pek hoşlanmasa da "head
hunters / kafa avcıları" deniliyor.
İnsan kaynakları, bağımsız kuruluşlar ve şirketlere bağlı bölümler
halinde Ege ve İzmir'de de giderek yaygınlaşan, getirisi yükselen
bir meslek.
"Arthur Andersen" adını duymuşsunuzdur. İnsan kaynakları
konusunda uzmanlaşmış bu danışman şirket 1913'lerde kurulmuş. Türkiye'deki
ilk ofisi ise 1975'te İstanbul'da açılmış. İkinci ofis 1991'de
Ankara'da, üçüncüsü 1996'da İzmir'de hizmet vermeye başlamış.
Arthur Andersen'in Ege Bölgesi ve İzmir'den Sorumlu İnsan Kaynakları
Danışmanı Duygu Şakar Çakırokkalı ile mesleğinin gelişimini
konuştuk.
İnsana
göre iş
DEÜ İşletme Bölümünü bitirdikten sonra yüksek lisans yapıp,
Pazarlama Anabilim Dalında birbuçuk yıl araştırma görevlisi olarak
çalışan ve doktorasını tamamlamak üzere olan Duygu Şakar Çakırokkalı'ya,
"İnsanları seçen bir firmaya, seçilmeniz nasıl oldu?"
diye soruyorum... "İlan üzerine başvurdum, görüşmeye çağırıldım
ve benimle çalışmak istediklerini söylediler. Arthur Andersen'in İzmir
çalışmaları benimle başladı. Şu an iş arkadaşım Sedef Refiğ
ile birlikte Ege ve İzmir'in insan kaynakları danışmanlığını yürütüyoruz"
diyor.
"Bu alanda çalışmak isteyenler nasıl olmalı sizce?"
"İnsanın olduğu yerde sorunların birden çok çözümü vardır.
Danışman olmak için o insanı çok iyi anlamak, iyi bir dinleyici
olmak ve analitik (çözümsel) düşünmek zorundayız. Ayrıca, güleryüzlü,
dürüst, samimi olmamız ve görünüşümüze dikkat etmemiz
gerekiyor. Çünkü bize başvuranların, görüşme sırasında
kendilerini rahat hissetmelerini sağlamalıyız. Mülakattan çıkanların,
son derece keyifli bir görüşme yaptıklarını söylemeleri bizi
mutlu ediyor."
Duygu Şakar, son zamanlarda insan kaynaklarına psikoloji mezunlarından
yoğun talep geldiğini söylüyor. Ayrıca psikolojik danışmanlık ve
rehberlik, sosyoloji, halkla ilişkiler ve işletme bölümlerinden
mezun olanlarla, endüstri mühendisliği mezunlarının bir bölümü
de, bu alanda çalışmak istiyor. Sosyal ilişkiler geliştikçe, bu
alana olan talep de artıyor.
Eğitim
talebi
Şirket, eleman seçme ve yerleştirme dışında iki hizmet daha
veriyor: Firmaların insan kaynakları departmanlarının kurulması,
iyileştirilmesi ve eğitim faaliyetleri. Şakar, "Eğitim konusuna
özellikle önem veriyoruz. Çünkü amacımız insan faaliyetlerini bir
bütün olarak sunabilmek" diyor.
Eğitim faaliyetleri, açık seminerler ya da şirketlere özel eğitimler
şeklinde olabiliyor. Örneğin bir firma, elemanlarının pazarlama
teknikleri konusunda eğitim almalarını istiyor. Danışman firma da,
o firmaya en uygun eğitim tekniğini belirleyerek, uyguluyor. Duygu Hanım,
İzmir'de eğitim faaliyetlerine olan talebin de yeni yeni artmaya başladığını
söylüyor.
İzmir'de
durum
İzmir'in insan kaynakları konusunda geldiği noktayı sorduğumda,
"İzmir'deki şirketler daha çok aile şirketi görünümünde. İnsan
kaynakları hizmetleri belli bir maliyet gerektiriyor. Özellikle de
kriz dönemlerinde, bu şirketler önce insan kaynakları çalışmalarından
tasarruf yapıyorlar. Ama İzmir'de de artık firmalar, yetenekli ve başarılı
insanların kendilerini daha ileriye götüreceklerini farkında.
Personel seçme ve yerleştirmede bizlerin, kişileri son derece
objektif kriterlerle değerlendirdiğimizi biliyorlar" diyor Duygu
Hanım.. Ve ekliyor: "İzmir'deki insan kaynakları ya da personel
servisi yöneticilerinin çok fazla yetkisi yok. Bence bu birimler,
genel müdüre bağlı çalışmalı. Böyle olduğunda işler daha
kolay yürür."
İNSAN
SEÇME UZMANLARI
Doğru
insanla çalışan
daha yüksek verim alır
Analiz
Danışmanlık Merkezi ortaklarından Figen Uğurbil, şirketlerin doğru
insanlarla çalışıp verimi yükseltmeleri için insan kaynaklarına
önem verilmesi gerektiğin söylüyor
İzmir'de
insan kaynakları konusunda bağımsız olarak çalışan şirketler de
var. Bunlardan biri ve bu hizmeti 6 yıldır kesintisiz verdiği için
en kıdemlisi "Analiz Danışmanlık Merkezi"...
Şirket ortaklardan Figen Uğurbil'in bu alanda çalışması sonucu
kurulmuş. Üniversitede psikoloji eğitimi alan Uğurbil, Thomas
International'ın Ege ve İzmir danışmanı ve satıcısıymış.
Sistemin
ana fikri
"Thomas International" aslında, "Bir kişinin işteki
başarısı, sadece bilgi ve deneyimiyle ilgili değildir. Kişinin
davranışsal yapısı ve kişiliği işteki başarısında büyük rol
oynar." ana fikri üzerine kurulmuş bir sistemin adı.
1993 yılında İzmir'deki bazı genel müdürler sistemin şirketlerinde
kullanılması konusunda kendisinden yardım isteyince Figen Uğurbil,
ortağı Suzan Uzun'la birlikte Analiz Danışmanlık'ı kurmuş.
Uğurbil, Analiz Danışmanlık'ta görüşülen kişileri, iş ve kişilik
açısından değerlendiren, şirketlerin yapısına, beklenti ve
hedeflerine bağlı olarak, başarılı olup olmayacakları test eden çalışmalar
yapıyor.
Analiz Danışmanlık, insan kaynaklarıyla ilgili iki konuda hizmet
veriyor: Şirketlerin ihtiyaçlarının paralelinde doğru elemanların
seçilip, yerleştirilmesi; şirket içinde çalışan personelin, çalıştığı
şirketin hedefleri doğrultusunda değerlendirilmesi, yönlendirilmesi,
kariyer gelişiminin programlanması, alması gereken eğitiminlerin
saptanması ve karşılaşılan sorunların çözümlenmesi.
Figen Uğurbil, "İşimi çok seviyorum. İnsanları anlamak ve doğru
yöne kanalize etmek gerçekten önemli. Özellikle iş hayatının başlangıcındaki
gençlerde, moda olan belli sahalara kayma eğilimi var. Ama önemli
olan kişinin kendisini iyi tanıyıp hangi işte daha başarılı olacağını
saptamasıdır" diyor.
Bilginin
anahtarı
"Bilgi Çağı"nda her türlü bilgiye ulaşmak mümkün.
Ancak bilgiyi doğru olarak kullanabilecek insan faktörünü en iyi şekilde
değerlendirmek şart. Figen Uğurbil bu konuda, "Her şey insanda
kilitleniyor. Bilginin anahtarı insanda. Doğru insanla çalışmak ve
verimliliği artırmak gerekiyor. Ve ekliyor: "Dileğimiz, İzmir'de
insan kaynaklarını gerçek anlamda uygulayan, insan kaynakları
departmanlarının çoğalması."
Japonlar
başlattı
"Teknoloji
devi" olarak tanınan Japonya'nın, bu şekilde anılmasında,
insan kaynakları çalışmalarının büyük rol oynadığını biliyor
muydunuz? "Bilgi çağı" dediğimiz postmodern (modern sonrası)
dönemde, bilgiyi en doğru şekilde kullanmayı bilen insan faktörünün
önemi her geçen gün artıyor. İnsanın üretim faktörleri içinde
en önemli "entellektüel sermaye" olduğunu ve etkin yönetildiğinde
kuruluşlara rekabette avantaj sağlayacağını ilk fark eden Japon işletmeleri
oldu. Ve daha sonra insan kaynakları çalışmaları tüm Avrupa ve
Amerika'da hızlanmaya başladı. "İleri teknoloji" ve
"yaratıcı insan" faktörlerinin birleştirilmesi, toplam
kalite çalışmaları, insan merkezli yönetimler ve insan kaynakları
yönetimi faaliyetleri günümüz rekabet koşullarında tüm işletmeler
için vazgeçilmez bir unsur haline geldi.
|