Bölüm II : Karar Verme Safhası : Hangi iş fikri ile girişimciliğe
atılmak istiyorsunuz ?
Girişimci olmak isteyenlerin önemli bir kısmı,
somut ve başarı vadeden bir iş fikri bulma noktasında zorluk çekmektedirler:
-
Bir kısmı
serbest iş yapmayı arzulamasına rağmen, netleşmiş bir iş
fikrine sahip bulunmamaktadır.
-
Diğer
bir kesim, bir kaç iş alanını düşünmesine rağmen, girişimde
bulunmak istediği alanı henüz tam bir açıklığa kavuşturmuş değildir.
-
Üçüncü
kesim ise, ne yapmak istediğini bilen ve netleşmiş bir iş fikri
geliştirenlerden oluşmaktadır.
Özellikle ne yapmak istediği konusunda netleşmiş
bir iş fikri olmayan veya bir çok alanda fikir yürütenlerin, aşağıda
belirtilen konuları dikkatle okumalarını öneririz. Girişimciliğe
giden yolun ilk basamağını oluşturan „düşünce safhası“ hakkında,
bu kişilerin özellikle kafa yorması gerekmektedir. Netleşmiş bir iş
fikrinizin olmaması, belli bir alanda yeterince mesleki birikime ve
piyasa tecrübesine sahip olmadığınızdan kaynaklanabilir. Dolayısıyla
ilk safhayı tekrar bir gözden geçirmenizde fayda var. Ne yapmak istediğiniz
konusunda kararsızsanız, şu noktalara dikkat etmenizi öneririz:
Yeni bir iş yeri açma?
İş adamının temel özelliği, kendi başına karar
verme hürriyetinde yatmaktadır. Dolayısıyla verdiği kararların
sonucu olarak ortaya çıkabilecek yükü kendisi taşıyacağı gibi,
kazanımını da kendisi elde edecektir. Bu nedenle, girişimcilik ve
hangi alanda iş yapacağınız konusundaki kararı, bizzat kendinizin
vermelisiniz. Belli noktalara dikkat ederseniz, vereceğiniz karar daha sağlıklı
olacaktır.
Size konuya ilişkin şu önerilerde bulunabiliriz:
Başkaları gibi düşünmeyin!
Başkalarını taklit ederek bir ilerleme kaydedemeyeceğiniz
gibi kendinizi de geliştiremeszsiniz. Yapacağınız işte, sizin
getireceğiniz farkı, yeniliği yakalamaya çalışın.
En iyi becerdiğiniz, en fazla bilgiye sahip olduğunuz ve size zevk
verecek bir iş alanını seçiniz!
Prensipte bilmediğiniz bir işi de yapmanız mümkün.
Ama böyle bir seçim, büyük bir riski beraberinde getirir. Siz işi öğrenene
kadar belki maddi ve manevi dayanma gücünüz bitecektir. İşi bilen
rakiplerinizle yarışmanız zor olacaktır. Hele sevmediğiniz bir işi
seçtiyseniz, o alanda başarılı olmakta zorlanacaksınız.
Yeterince bilgi toplayın!
Bilgi alabileceğiniz, yeni gelişmeleri takip
edebileceğiniz fuarlara katılın. Almanya gibi bir ülkede yaşadığınız
için bu konuda çok şanslısınız. Olası işiniz hakkında fuarlarda
bilgi toplayabilir, meslek mensupları ile ilişki kurabilirsiniz. Ayrıca
sanayi ve ticaret odalarının ve buna benzer diğer kuruluşların
seminerlerine de katılabilirsiniz.
Mevcut bir işletmeyi devralma?
Yeni bir iş yeri kurmanın yanısıra, mevcut bir işletmeyi
de devralabilirsiniz. Zanaatkarlar Odası (Handwerksammer) ile Sanayi ve
Ticaret Odası bu alanda, işletmesini devretmek isteyen işletmeler
hakkında size yardımcı olabilir. Özellikle ticaret, hizmet sektörü
ve gastronomi alanında bir işletme devralmak istiyorsanız, çok
dikkatli olmanız gerekir. Günlük dilde „hava parası“ olarak tanımlanan
devralma fiyatı, boşuna ödenen bir para olmasın! Ödediğiniz hava
parası genellikle işletmenin mal varlığının üstünde bir bedelden
oluşmaktadır. Bu nedenle devralma fiyatı, mal varlığı ve işletme
bedelinden oluşmaktadır. İşletme bedeli, işletmenin adından, tanınmasından,
müşteri ağından, elemanlarından kaynaklanan, olası kazanç
beklentisinin günümüzdeki değerine eşit sayılmaktadır. Bu değer,
işletmeyi devralan kişi için, eğer o güne kadar kazandığından
fazla bir kazanç sağlayacaksa cazip hale gelir. Aksi halde ödenen
para, gerçekten havaya ödenmiş olur. Ancak işletme sahibinin değişmesinin
müşterileri de etkilediğini unutmayınız. Mevcut müşterilerin size
aynı oranda gelmeyebileceğini gözönüne almanız gerekmektedir.
İşletmenin cirosu az sayıda müşteriye bağlıysa,
devralma riski yükselir. Bu müşterilerden yalnızca bir ikisinin bile
alışverişi kesmesi, sizi zor durumda bırakabilir. Gelecekteki başarınız
mevcut müşterilerin yanında yeni müşteri kazanmanıza bağlı
olacaktır. Ayrıca gelecekte bir gün siz işletmeyi devretmek
isterseniz, ödediğiniz bedeli ikame edip edemeyeceğinizi düşünmeniz
gerekir. Bu noktaların yanısıra, işletmenin devredilme nedenlerini
iyice bir gözden geçirin. Ailevi nedenler, yaşlılık veya hastalık
gibi nedenlerin gerçeği yansıtıp, yansıtmadığına bakın. Öne sürülen
bu nedenlerin arkasında, işletmenin mali portresinin iyi olmaması da
yatabilir. İşletmenin yerine, gerekirse teknik donanımına ve
elemanların kalitesine bakmak da oldukça önemli. Elemanlar sizin yanınızda
kalmak zorunda değil, ama siz ‚devir anlaşmasıyla‘ elemanlara karşı
olan bağlantıları da üstlenmiş oluyorsunuz.
Mevcut bir işletmeye ortak olma?
Yeni bir işyeri kurmanın veya bir işletmeyi
devralmanın dışında, mevcut bir işletmeye de ortak olabilirsiniz.
Bir işletmeye ortak olmak veya ortak bir işletme kurmak istiyorsanız
mutlaka yazılı bir anlaşma (en iyisi bir noter huzurunda) yapmanız
gerekmektedir. İyi bir mali müşavir (Wirtschaftsprüfer,
Steuerberater), ortak olacağınız işletmenin bilançosunu ve gelir
gider hesaplarını incelemeli. Böyle bir inceleme yapılmadan bir
ortaklığa girerseniz, ummadığınız sürprizlerle karşılaşabileceğinizi
unutmayınız.
Ortak yeni bir şirket kurma?
Kendi başına iş hayatına atılmanın yanısıra,
bir ortaklık ilişkisi içinde de yeni bir işletme kurabilirsiniz. Bir
veya birden fazla ortakla iş hayatına atılmak, kendi başına iş
hayatına atılmanın riskini ve yükünü ortaklara dağıttığı için
çoğu kez ilginç bir alternatif olabilir. Ortakla iş hayatına atılmak
bir yandan beceri ve çalışma olanaklarınızı arttırıp diğer
yandan risk sorumluluğunu azaltacağından kişisel yük ve riziko
hafifletilmiş olur. Her ortak kendi ilişki ağına ve kendine özgü
meziyetlere sahip olduğu için, hem yeni müşteri kazanabilir, hem de
eksikler kolayca kapatılabilir. Örneğin, iş becerinizin ve teknik
birikiminizin yeterli, ancak ticari bilginizin eksik ya da olmadığı
durumlarda, bu alanda birikimi olan birisi ile ortaklık kurabilirsiniz.
Ortaklığın en önemli diğer bir avantajı da, finansman gücünün
artmasıdır.
Genellikle artıları üzerinde durduğumuz, ortak iş
kurmanın, risklerinin de olduğunu belirtmekte yarar var. Ortakların
birbirleriyle geçinebilmeleri ve uyumlu çalışmaları çok önemli.
Uyum yalnızca başlangıç safhasında değil, orta ve uzun vadede de
gerekli olacaktır. Bu, ortakların orta ve uzun vadeli hedeflerinin uyuşması
gerektiği anlamını taşır. Özel hayattaki dostluk ilişkilerinin iş
hayatında şekil değiştirebileceğini, birlikte çalışırken
dostunuzun davranışlarıyla sizi şaşırtabileceğini gözönüne
almanız gerekir. Bu nedenle, yazılı bir ortaklık anlaşması yapmanız
sizi tatsız sürprizlerden koruyacaktır.
Franchise sistemi ile girişimciliğe atılma?
Serbest iş hayatına giden bir başka yol „franchise“
olarak adlandırılan bir metod üzerinden de olabilir. Franchising,
ABD’de gelişen ve günümüzde Almanya’da da yaygın olan, „bir
marka adı altında faaliyet göstermek“ olarak tanımlayabileceğimiz
sistemi tarif eder. Günlük hayatımıza girmiş bir çok işletme, örneğin
Mc Donalds, Photo Porst, Quick Schuh, OBI, AYK Sonnenstudio, bu sistemle
pazarda yer almaktadır. Franchising sisteminde, kişi ya da kurum,
pazara sürdüğü işletme modelinin planlamasını, uygulamasını ve
denetimini üstleniyor. Franchising satıcısı, A’dan Z’ye, yani üründen
reklamına, işletmenin donanımından dış görünümüne ve girişimcinin
eğitimine kadar uzanan bir girişim tasarımını franchising alıcısına
sunuyor. Çok iyi planlanan sistem doğal olarak pratikte başarıyı da
beraberinde getiriyor. Etkili reklam, franchise alıcısına, piyasada
bulunan işletmeleri görme ve yakından tanıma şansı veriyor. Bundan
sonra franchise alıcısına, franchise satıcısıyla anlaştıktan
sonra, sistemi kendi seçtiği bir bölgede uygulamak kalıyor.
Franchise sisteminin özü, işletmenin tabelasına büyük
harflerle kendi adını değil, franchise firmasının adını yazmakta
yatmaktadır! Almanya’da her yıl 3 binin üstünde girişimci, bu
sistemle ünlü bir markanın adı altında iş hayatına atılıyor.
Artık Türk girişimcilerin de bu imkandan faydalanma zamanının geldiği
ortaya çıkmaktadır. Franchising’in en önemli özelliği, iş hayatına
girişimci olarak atılan kişinin başarısız olma riskini asgariye
indirmesi. Özellikle girişim tasarımı konusunda güçlük çeken kişiler
için, bu sistem çok cazip. İşletme stratejisi belirlemek, reklam
kampanyası düzenlemek, piyasayı araştırmak, mal alımı için zaman
harcamak gibi bir çok sorunu ortadan kaldıran bu sistemle, seyahat bürosundan
inşaat malzemeleri mağazasına, oto yıkama tesisinden ayakkabıcılığa,
dondurulmuş gıdadan emlak pazarlama bürosuna kadar geniş bir
yelpazede çalışmak mümkün.
Franchise alıcısı ve satıcısı arasında, özel yazılı bir
anlaşma yapılması şart. Anlaşma metni, franchise satıcısı tarafından
hazırlanıyor bu nedenle eğer bu işe talipseniz, anlaşma metnini çok
iyi okumalı, gerekiyorsa ticari bir avukatın yardımına başvurmalısınız.
Alınacak hizmetlerin karşılığı olarak, franchise alıcısı
franchise sistemi sahibine genellikle bir giriş parası ve ayrıca
cirodan da bir pay öder. Bugün, iş kurmak isteyen kişiler, 500’ün
üstünde franchise fikrinden yararlanabilirler. ‚Franchise hakkı‘
veren işletmenin, piyasada belli sayıda franchise işletmesi açmış
ve bir marka haline gelmiş olmasına dikkat edilmeli. Böyle bir işletmeyle
anlaşmanız halinde, riskinizi asgari seviyeye indirmiş olursunuz.
Sistem hakkında, Münih’te bulunan „Deutscher Franchiseverband e.V.“
kurumundan ayrıntılı bilgi almanız da mümkün.
|