|
Avrupa Ülkelerinde Yaşayan Vatandaşlarımızın Topluluk hukukundan Kaynaklanan Hakları ile İlhili Örnek Mahkeme Kararları
"DENİZCİ"
STATÜSÜNDEKİ TÜRK VATANDAŞLARININ OTURMA VE ÇALIŞMA İZİNLERİ
Federal İçişleri Bakanlığı'nın, AB Adalet Divanı'nın
Almanya'da 1980-1983 yılları arasında "denizci"
(Seemann) statüsünde çalıştıktan sonra işinden kendi isteği
ile ayrılan Recep TETİK adlı vatandaşımızın, Almanya'da yeni
bir iş bulma amacıyla oturma izni talebini reddeden Berlin Eyalet
İdaresi aleyhine, Federal İdare Mahkemesi'nde, kendisine, 1/80 sayılı
OKK'nın 6.1.3 üncü maddesi hükmüne göre çalışma ve oturma
izni verilmesi istemiyle açtığı dava ile ilgili olarak aldığı
23.0l.1997 tarih C - 171/95 sayılı ön kararın,Türk vatandaşlarının
ikamet hükmüne olan etkileri konusunda, Eyaletlerin İçişleri
Bakanlıklarına gönderdiği 26.03.1977 tarihli mütalaasındaki
ana hususlar aşağıda özetlenmiştir.
ABAD, anılan kararında, R.TETİK lehine görüş bildirmiş,
bir üye ülkede, 1/80 sayılı Ortaklık Konseyi Kararının 6.1.3
üncü maddesi hükmüne göre, bir iş yerinde yasal olarak 4 yıl
çalışan ve işinden aynı ülkede yeni bir iş bulmak amacıyla
kendi isteği ile ayrılan bir Türk işçisinin o ülkede, "işçi"
veya "müstahdem" (Angestelle) statüsünde, dilediği her
işe girmeye hak kazandığını,işinden ayrıldıktan hemen sonra
yeni bir iş bulamayan ve fakat bir iş arayışı içinde olan Türk
işçilerine, yeni bir iş bulabilmeleri için uygun süreli ikamet
müsaadesi verilmesi gerektiğini , uygun sürenin üye ülkenin
milli mevzuatına göre, milli mevzuatta bu konuda bir hüküm
bulunmaması halinde, yetkili milli mahkemece belirtileceğini,takdir
edilecek uygun sürenin Türk işçisinin yeni bir iş bulma şansını
engellemeyecek uzunlukta olması gerektiğini hükme bağlamıştır.
İçişleri Bakanlığının söz konusu mütalaasında, ABAD'nın
anılan kararına atıfta bulunarak;
- Bir üye ülke gemisinde çalışan bir Türk vatandaşının,
-
Geminin Alman bandıralı olması,
-
İş ilişkisinin (hizmet aktinin) Alman hukukuna tabi olması,
-
Ücretinin Almanya'da vergilendirilmesi ve
-
Alman sosyal sigortalarına prim ödenmesi halinde, 1/80 sayılı
Ortak Konseyi Kararının 6 ncı maddesinin 1 nci fıkrası
anlamında, "yasal/düzenli Alman iş piyasasına dahil işçi"
olarak kabul edilmesi gerektiği;
-
"Denizci" (Seemann) statüsünde çalışmanın
Alman Çalışma mevzuatına göre "çalışma izni" ne
tabi olmamasının,1/80 sayılı OKK'nın 6.1 maddesi anlamında,
"çalışmanın yasallığı" na halel getirmeyeceği;
-
Bir Alman gemisinde, yasal ve kesintisiz olarak 4 yıldan
fazla çalışmış olan bir Türk denizcisinin, Almanya'da, ABAD
Kararına göre Birlik Hukukunun tamamlayacağı bir parçasını teşkil
eden ve milli mevzuata göre öncelik arz eden 1/80 sayılı OKK'nın
6.1.3. maddesi hükmü uyarınca, "işçi" veya "müstahdem"
(Angestellte) statüsünde dilediği her işte çalışabileceği;
-
Almanya'da yasal ve kesintisiz olarak 4 yıldan fazla çalışmış
olan Türk işçilerinin, hizmet akitlerini kendi arzularıyla tek
taraflı olarak feshetme ve Almanya'da yeni bir iş arama hakkına
sahip oldukları, işten ayrıldıktan hemen sonra yeni bir işe
girememeleri halinde, yetkili Çalışma dairesine iş talebiyle başvurmuş
ve yürürlükteki mevzuata göre teklif eoilecek işi kabul etmeye
hazır olmaları kaydıyla, uygun bir süre Almanya'da ikamet etme
hakları bulunduğu;
-
Uygun süreyi belirlerken,
-
Türk işçisine önce, 3 aylık bir iş arama süresi
verilmesi ve oturma izninin bu sürenin sonuna kadar uzatılması
gerektiği,
-
Türk işçisinin bu süre içinde iş bulamamış olması
halinde, kendisinin, iş aramaktan vazgeçmiş olarak kabul
edilebileceği; kendisine 2.nci kez 3 aylık oturma izni
verilebilmesi için, yetkili Çalışma Dairesi aracılığı
ile iş aramaya devam ettiğini ve iş bulma şansının sürdüğünü
belgelemesi gerektiği görüşüne yer verilmiştir.
Kasım ERTANIR'ın Davası:
Darmstadt İdare Mahkemesince Almanya'da "aşçı"
(spezialitaetenkoch) olarak çalışan Kasım Ertanır isimli
vatandaşımızın, kendisine çalışma ve oturma izni verilmesi
istemiyle açtığı dava ile ilgili olarak aldığı 29 Şubat 1996
tarihli Kararıyla yöneltilen sorulara ilişkin AB Adalet divanı,
30 Eylül 1997 tarih ve C-98/96 sayılı Kararında :
-
1/80 sayılı OKK'nın 6. maddesinin 3. fıkrasının, üye ülkelere,
Türk işçi gruplarına, örneğin Türk aşçılarına, 1/80
sayılı OKK'nın 6.maddesinin 1. fıkrasıyla sağlanan
haklardan yararlanmalarını, başından itibaren engelleyecek iç
hukuk düzenlemeleri getirme yetkisi tanımadığı şeklinde
yorumlanması gerektiğini,
-
Üye ülkede, kesintisiz ve yasal olarak en az bir yıl aynı
işveren yanında "aşçı" olarak çalışmış bir Türk
vatandaşının, 1/80 sayılı Karar'ın 6. madde 1. fıkrasına
göre o üye ülkenin yasal/düzenli iş piyasasına dahil olduğunu
ve üye ülkenin milli mevzuatına uygun olarak çalıştığını;
bu nedenle de, bu Türk işçisinin, kendisine çalışma ve
oturma izni verilirken, bu izinlerin sadece en fazla üç yıl
ve münhasıran belirli bir faaliyet için (bu davada "aşçılık")
ve ismen belirli bir işveren yanında çalışmak üzere
verildiği bildirilmiş olsa dahi, o üye ülkede oturma izninin
süresini uzattırma hakkı olduğunu,
-
1/80 sayılı OKK'nın 6.maddesinin 1.fıkrasının, Türk işçisinin
bu fıkra anlamında üye ülkenin milli mevzuatına uygun
olarak geçen çalışma sürelerinin hesabında, onun geçerli
ikamet ve çalışma iznine sahip olmadığı ve 6.maddenin 2.fıkrası
kapsamına girmeyen kısa sürelerinin de, üye ülkenin yetkili
mercilerinin Türk işçisinin bu süre içindeki ikametini
milli mevzuata aykırı bulmayarak kendisine sonradan yeni
oturma ve çalışma izni vermeleri halinde, dikkate alınmalarını
öngördüğü şeklinde yorumlanması gerektiğini teyit etmiştir.
Topluluk hukukundan kaynaklanan vatandaşlarımızla
ilgili örnek mahkeme kararları
1. AB Adalet Divanı (ABAD) Kararı
ABAD, F.Almanya ve Hollanda'da ikamet eden bazı vatandaşlarımızın
bu ülkelerde kendilerine, Ankara Anlaşması, Karma Protokol ve
Ortaklık Konseyi Kararları hükümlerinin uygulanması talebiyle açtıkları
davalarla ilgili olarak, bu davaları görmekte olan yargı
mercilerinin talebi üzerine aldığı, sözkonusu Anlaşma,
Protokol ve Kararların davalarda konu edilen hükümlerini
yorumlayan ön Kararlarıyla, ülkemizle AB arasındaki ortaklık
ilişkilerini düzenleyen bu hukuki metinlerin Birlik hukukuna göre
yerini belirlemiş; üye ülkelerde vatandaşlarımızın bu düzenlemelerden,
dolayısıyla AB hukukundan doğan haklarını, hiç değilse yargı
kararıyla elde edebilmelerini sağlamıştır.
2. Meryem Demirel Davası ile ilgili, 30.09.1987 tarih,
C-12/86 Sayılı Ön Karar
ABAD, F.Almanya'da, Baden Württenberg Eyaletinde çalışan eşinin
yanına 3 ay süreli "ziyaret vizesi" alarak gelen, ancak
vize süresi sonunda hamileliğini ileri sürerek F.Almanya'da
kalmak isteyen M.Demirel adlı vatandaşımızın, kendisini sınırdışı
etmek isteyen Şehir İdaresi Aleyhine, Stuttgart İdare
Mahkemesi'nde, İdarenin sınırdışı verilmesine ilişkin Kararının
iptali ve kendisine Türkiye-AB ilişkilerini düzenleyen mevzuat hükümlerine
göre "oturma izni" verilmesi istemiyle açtığı dava
ile ilgili olarak, Stuttgart İdare Mahkemesi'nin talebi üzerine
aldığı ön Kararda; AET Anlaşmasının 228 ve 238 inci maddeleri
hükümlerine göre, Konsey tarafından imzalanan bir anlaşmanın,
onaylandıktan sonra yürürlük başlangıç tarihinden itibaren
Birlik hukukunu oluşturan düzenlemelerden sayılacağı ve Birlik
hukukunun bir parçasını oluşturacağı, gerek AB ve gerekse üye
ülkeler tarafından imzalanmış olan Ankara Anlaşması, Katma
Protokol ve Ortaklık Konsey Kararlarının, Birlik hukukunun bir cüzzü
sayılması gerektiği görüşünü vurgulamış; ancak,
"Ankara Anlaşmasının 12 nci maddesi ve Katma Protokolün 36
ncı maddesi hükümlerinin yeterince açık ve kesin şekilde ifade
edilmemiş olmaları nedeniyle, üye ülkelerin iç hukukunda, doğrudan
uygulanabilir nitelikte olmadığı" yorumuna varmıştır.
ABAD, bu kararıyla, üye ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın
Birlik hukukundan doğan haklarını kullanabilmesini, 1990 yılında
aldığı, aşağıda özetlenen kararına kadar önlemiştir. )bkz.
Çal.ve Sos.Güv.bak.Yurtdışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün
1987 Yılı Raporu)
3. Salih Zeki Sevince Davası İle İlgili, 20.09.1990
Tarih, C-192/89 Sayılı Ön Karar
ABAD, Hollanda'da ikamet hakkına sahip bir kadın vatandaşımızla
yaptığı evliliğe bağlı olarak ikamet izni olan, ancak, ikamet
izninin süresinin uzatılması talebi evlilik birliğinin sona ermiş
olması nedeniyle reddedilen S.Z.Sevince adlı vatandaşımızın
Hollanda Yüksek İdare Mahkemesi'nde, kendisine 2/76 ve 1/80 sayılı
Ortaklık Konseyi Kararlarına göre oturma izni verilmesi istemiyle
açtığı dava konusunda, mahkemenin talebi üzerine aldığı ön
Kararda:
Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında ortaklık
ihdas eden Ankara Anlaşması, Katma Protokol ve Ankara Anlaşması
ile oluşturulan Ortaklık Konseyince alınan 2/76 ve 1/80 sayılı
Kararların, AET Anlaşmasının 177 nci maddesi anlamında, Birlik
hukukunun bir parçası olduğunu,
-
2/78 sayılı Kararın 2.1.b; 1/80 sayılı Kararın 6.1 ve 7
nci maddeleri ile 2/76 sayılı Kararın 7 ve 1/80 sayılı
Kararın 13 üncü maddeleri hükümlerinin, Birlik üyesi ülkelerde,
doğrudan uygulanabilir nitelikte olduğunu ve
-
bu maddelerde hüküm altına alınan hakların, ancak,
"ikamet hakkı" ile birlikte kullanılabileceğini, bu
nedenle, söz konusu maddelere göre, üye ülkelerin "çalışma
izni"ne hak kazanan Türk vatandaşlarına "oturma
izni" de verilmesi gerektiğini teyit etmiş; ancak,
-
Oturma izni talebiyle açılan davanın görüldüğü süre
ile örtüşen "çalışma süresi"nin, 2/76 sayılı
Kararın 2.1.b ve 1/80 sayılı Kararın 6.1 inci maddeleri
anlamında "yasal çalışma süresi" sayılamayacağı
yorumuna varmıştır.
Türkiye-AB ortaklık ilişkilerini düzenleyen hukuki metinlerin
AB hukukuna dahil olduğu, bu düzenlemelerin hükümlerinin, üye
ülkelerde doğrudan uygulanabilir nitelikte olduğu, ABAD'ca ilk
kez, Yunanistan'ın, AB'in Türkiye lehine aldığı mali önlemler
konusunda, Konsey ve Komisyon aleyhine açtığı davalarda karar
altına alınmış, Sevince davasında da teyit edilmiştir. (bkz.
Çal.ve Sos.Güv.Bak.Yurtdışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün
1991 Yılı Raporu)
4- Kazım Kuş Davası İle İlgili, 16.12.1992 Tarih
C-237/91 Sayılı Ön Karar
ABAD, Alman uyruklu eşinden ayrılmış olması nedeniyle F.
Almanya'da ikametine müsaade edilmeyen K.Kuş adlı vatandaşımızın,
idare aleyhine, Hessen Eyaleti İdare Mahkemesi'nde, kendisine 1/80
sayılı OKK'ya göre "oturma izni " verilmesi istemiyle açtığı
dava konusunda, Mahkemenin talebi üzerine aldığı ön Kararda:
-
1/80 sayılı Kararın 6 ncı maddesine göre, üye ülkede,
yasal olarak en az 1 yıl çalışmış olan bir Türk vatandaşının,
aynı işveren yanında çalışmak kaydıyla; çalışma izni süresinin
uzatılmasına hak kazandığını, çalışma izni süresi uzatılırken
başka herhangi bir koşul aranmayacağını, evlilik birliğinin
sona ermiş olmasının, işçinin çalışma izni süresinin uzatılmasına
engel sayılamayacağını;
-
"çalışma hakkı"nın, "oturma hakkı"
olmaksızın kullanılamayacağını, bu nedenle, 1/80 sayılı
Kararın 6 ncı maddesine göre "çalışma izni"ne hak
kazanan bir Türk işçisinin, aynı maddeye göre "oturma
izni"ni talep etme hakkı da doğacağını teyit etmiştir.
ABAD'nın bu Kararı, "çalışma hukuku" ile
"ikamet hukuku" arasındaki ilişkiye açıklık getirmiş
olması ve Sevince davası ile ilgili Kararı teyit eder nitelikte
olması nedeniyle önem taşımaktadır. (bkz.Çal.ve Sos.Güv.Bak.Yurtdışı
İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 1993 Yılı Raporu)
5- Hayriye Eroğlu Davası İle İlgili, 12.07.1994
tarih, C-355/93 Sayılı Ön Karar
ABAD,1980 yılında, 19 yaşındayken öğrenim görmek amacıyla
F.Almanya'da çalışan babasının yanına giden ve öğrenimini
tamamladıktan sonra çalışma izni alarak çalışmaya başlayan
vatandaşımız H.Eroğlu'nun, "oturma izni " talebinin
reddedilmesi üzerine, idare aleyhine, Karlsruhe İdare
Mahkemesi'nde açtığı dava ile ilgili olarak aldığı ön
Kararda, vatandaşımızı haklı bulmuş, Eroğlu'nun , 1/80 sayılı
OKK'nın7 nci maddesine göre, "çalışma izni"ne ve buna
bağlı olarak da "oturma izni"ne hak kazandığını
teyit etmiştir.
ABAD, bu kararında, Sevince ve Kuş davaları ile ilgili Kararına
paralel olarak, "çalışma hakkı"nın "ikamet hakkı"na
bağlı olduğunu, Birlik hukukuna dahil olan 1/80 sayılı OKK'nın
6 ve 7 nci maddelerine göre çalışma iznine hak kazanan Türk
vatandaşlarına ikamet izni de verilmesi gerektiğini kabul
etmekte; Birlik üyesi bir ülkeye "aile birleştirmesi"
çerçevesi dışında, örneğin eğitim ve öğrenim amacıyla
gelinmiş olmasının OKK ile sağlanmış olan haklardan
yararlanmaya engel teşkil etmeyeceği görüşüne varmaktadır.
Bu Karara göre, mesleki eğitimlerini üye ülkelerde ebeveyni
yanında tamamlayan gençlerimiz, anne veya babasının üye ülkede
3 yıl çalışmış olması koşuluyla, üye ülkeye geliş amacına
ve bu ülkedeki kalış süresine bakılmaksızın her işe talip
olabileceklerdir. (Bkz.Cal.ve Sos.Güv.Bak.Yurtdışı İşçi
Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 1993 Yılı Raporu)
6- Ahmet Bozkurt Davası İle İlgili, 06.06.1995 Tarih,
C-434/93 Sayılı Ön Karar
ABAD, Hollanda'da, uluslararası kamyon sürücüsü olarak çalışırken
geçirdiği iş kazası sonucu sürekli işgöremez durumuna gelen
vatandaşımız A.Bozkurt'un, Hollanda Yüksek İdare Mahkemesi'nde
kendisine 2/76 ve 1/80 sayılı OKK'na göre "oturma izni"
verilmesi istemiyle actığı dava ile ilgili olarak, Mahkemenin
talebi üzerine aldığı ön Kararda;
-
uluslararası kamyon sürücüsü olarak çalışan bir Türk
işçisinin üye ülkelerin yasal/düzenli iş piyasasına dahil
olup olmadığına, bu işçinin, nerede işe alındığı, işin
ağırlıklı olarak hangi ülkede görüldüğü, işçinin
hangi ülkenin çalışma ve sosyal güvenlik mevzuatına tabi
olduğu gibi hususlar dikkate alınarak, üye ülkenin yetkili
mahkemesince karar verilebileceği,
-
üye ülkenin iç mevzuatına göre oturma ve çalışma
iznine tabi olmayan bir işte çalışan Türk işçisinin, bu
üye ülkedeki çalışmasının 1/80 sayılı OKK'nın 6.1 nci
maddesi anlamında "yasal çalışma" sayılacağı,
bu yasal çalışmanın, Türk işçisine ikamet müsaadesi
talebinde bulunma hakkını da sağlayacağı,
-
sözkonusu madde hükmünün, üye ülkede yasal olarak çalışmakta
iken işgöremez duruma gelen bir Türk işçisine bu ülkede
yerleşme hakkını vermeyeceği, görüşüne varmıştır.
ABAD, bu Kararında, "yasal/düzenli iş piyasasına dahil
olma" ve "yasal çalışma" kavramlarına açıklık
getirmeye çalışmış; "yasal çalışma süresi"
konusunda:
-
1/80 sayılı OKK'nın 6.2 nci maddesine göre, işsizlik ve
uzun hastalık sürelerinin, "çalışma süresi"nden
sayılamayacağı, ancak, bu sürelerin, eski çalışma süreleri
dikkate alınarak tanınmış olan hakları da etkilemeyeceği;
-
Söz konusu maddelerin, üye ülkelerde çalışan veya geçici
olarak işgöremez durumunda olan Türk işçilerini kapsadığı,
emeklilik veya sürekli işgöremezlik nedeniyle iş piyasasından
çekilmiş olan Türk işçilerini kapsamadığı, yorumuna varmıştır.
7- Avusturya Federal İdare Mahkemesinin 22.02.1996
Tarihli Kararı
Avusturya Federal İdare Mahkemesi, bir vatandaşımızın ,
Federal İçişleri Bakanlığı'nın, kendine İkamet Kanununun
(Aufenthaltsgesetz-AufG) 5 inci maddesinin 1 inci fıkrası ve
Yabancılar Kanununun (Auslaendergesetz-AuslG) 10 uncu maddesinin 1
inci fıkrası, 4 üncü bendine göre oturma izni verilmesi
istemini reddeden 16.05.1995 tarihli idari tasarrufuna karşı, söz
konusu Bakanlık aleyhine, süresi içinde açtığı dava ile
ilgili olarak aldığı 22.02.1996 tarih, 95/19/0424 sayılı Kararında,
vatandaşımızın, yasalara muhalefetten 5 kez hüküm giymiş
olması, eş ve çocuklarının Türkiye'de yaşıyor olması ve
Avusturya ile özel veya ailevi bir bağı olmaması nedenleriyle
Avusturya'daki ikametini kamu düzen ve güvenliğini tehdit edici
nitelikte görmüş ve İçişleri Bakanlığı'nın tasarrufunu
onaylamıştır.
Ancak, Federal İdare Mahkemesi, söz konusu kararında;
-
1/80 sayılı OKK'nın 6 ve 7 nci maddelerinin AB hukuk düzeninin
tamamlayıcı bir parçası (mütemmim cüzü) olduğunu,
-
Türk vatandaşlarının üye ülkelerdeki çalışma statülerini
belirleyen bu maddelerin, aynı zamanda, onların ikamet statülerini
de belirlediğini ve
-
bu nedenle, Türk uyruklu işçilerin, AB mevzuatının öngördüğü
koşulları yerine getirmiş olmaları halinde, İkamet
Kanununda öngörülen oturma müsaadesinden muaf olduklarını;
-
sonuç olarak, 1/80 sayılı OKK'nın 6 ve 7 nci maddelerinde
belirtilen koşulları yerine getiren Türk uyruklu işçilerin
ve aile fertlerinin, Avusturya'daki ikamet statüleri bakımından
İkamet Kanununun 1 inci maddesinin 3 üncü fıkra, 1 inci
bendi uyarınca, bu Kanuna tabi olmadıklarını teyit etmiştir.
Bu kararın bir sonucu olarak, Avusturya iç mevzuatında, 1/80
sayılı OKK'nın zorunlu kıldığı değişikliklerin yapılması
gerektiği ve bu ülkedeki vatandaşlarımızdan 1/80 sayılı OKK'nın
öngördüğü koşulları yerine getirenlerin, Avusturya iç
mevzuatının yerleşik 3 üncü ülke vatandaşlarına uygulanan düzenlemeleri
yerine, Birlik hukukuna tabi tutulmaları gerektiği düşünülmektedir.
8- Ankara Anlaşması (AA), Katma Protokol (KP) ve Ortaklık
Konseyi Kararlarının (OKK), ABAD Kararları Çerçevesinde Genel
Değerlendirmesi
-
ABAD, F.Almanya ve Hollanda'da yerleşik 5 vatandaşımızın
açtığı davalarla ilgili olarak aldığı ön Kararlarında,
AA, KP ve OKK'nın AB hukukunu oluşturan düzenlemelere dahil
olduğunu teyit etmiştir.
-
ABAD Kararlarına göre, söz konusu Anlaşma, Protokol ve
Kararların AB hukuku niteliğinde olması, bunların hükümlerine,
üye ülkelerde, diğer Birlik hukuku normları gibi doğrudan
uygulanabilir olma niteliği kazandırmaktadır. Ancak, bu hükümlerin,
üye ülkelerde, başka bir hukuki düzenlemeye gerek olmaksızın
uygulanabilmeleri, yeterince açık ve kesin şekilde formüle
edilmiş olmalarına bağlıdır.
-
1/80 sayılı OKK'nın 6,7,8,10 ve 13 üncü maddeleri ile 9
uncu maddesi, 1 inci cümlesi hükümlerinin bu nitelikte olduğu,
diğer bir deyişle, bunların doğrudan uygulanabilmeleri için,
aynı konuda, üye ülkeler veya AB organlarınca yeni bir düzenleme
getirilmesine gerek bulunmadığı kabul edilmekte, anılan
OKK'nın 9 uncu maddesi, 2 nci cümlesi hükmünün ise
yeterince açık şekilde formüle edilmediği ileri sürülmektedir.
-
1/80 sayılı OKK'nın 6-16 ncı maddeleri, üye ülkelerin
yasal/düzenli iş piyasalarına dahil olmuş Türk vatandaşlarını
kapsamaktadır. Üye ülkelerin iş piyasalarına girişleri
konusunda ise, vatandaşlarımıza anılan OKK'nın 7 nci
maddesi hükümleri saklı tutulursa, her üye ülkenin kendi iç
mevzuatı uygulanmaktadır.
-
1/80 sayılı OKK'nın 7 nci maddesi, üye ülkenin yasal/düzenli,
iş piyasasına dahil olmuş Türk vatandaşının aile
fertlerine, maddede öngörülen koşulları yerine getirmeleri
kaydıyla, iş piyasasına girme hakkı tanımaktadır.
Yasal/düzenli iş piyasası"na sadece, bir hizmet akti veya
toplu iş sözleşmesine bağlı olarak çalışan işçilerle
meslek eğitimi amacıyla ücret karşılığı çalışan çırakların
dahil olduğu kabul edilmekte; staj yükümlülüklerini yerine
getiren stajyerler, üye ülkelere bir hizmet sunmak üzere gönderilen
yabancılar, yabancı medya mensupları ve dini kuruluşların
temsilcileri "yasal/düzenli iş piyasası" dışında
tutulmaktadır.
Türk uyruklu bir uluslararası kamyon sürücüsünün üye ülkenin
yasal/düzenli iş piyasasına dahil olup olmadığı konusunda çıkabilecek
uyuşmazlıklar ise, sürücünün hangi ülkede işe alındığı,
ağırlıklı olarak hangi ülkelerde hizmet verdiği, hangi ülkenin
çalışma ve sosyal güvenlik mevzuatına tabi olduğu hususları
dikkate alınarak, üye ülkenin yetkili yargı merciince çözüme
bağlanabilecektir.
- 1/80 Sayılı OKK'nın 6.1 inci maddesi hükmü, çalışma
izninin süresinin uzatılmasına hak kazanabilmek için,
"belirli süre yasal olarak calışmış olmak" koşulunu
aramaktadır. Bu hükme göre, üye ülkenin milli mevzuatının
gerekli görmesi halinde, işe "çalışma izni" alınarak
girilecek, aksi halde "çalışma izni" olmaksızın,
sadece geçerli ikamet müsaadesi ile girilebilecektir.
ABAD, part-time çalışanları da, ücretleri "asgari ücret"
düzeyine ulaşmasa bile, AB hukuku anlamında "işçi"
saymaktadır.
ABAD, Sevince, Kuş ve Eroğlu davaları ile ilgili Kararlarında,
1/80 sayılı OKK'nın 6 ve 7 nci maddelerinde öngörülen koşulları
yerine getiren Türk vatandaşlarının "çalışma izni"
yanında, çalışma ve ikamet hukuku statülerinin birbirlerine sıkı
sıkıya bağlı olmaları nedeniyle, çalışabilmeleri için
gerekli "ikamet izni"ne de hak kazandıklarını hüküm
altına almıştır.
- ABAD kararları, 1/80 sayılı OKK'nın 5 ve 7 nci
maddelerinde hükme bağlanan hakların, bu maddelerde öngörülen
koşullar dışında, başka herhangi bir koşula bağlı olmadıklarını
teyit etmiştir. Örneğin, üye ülkeye, "aile birleştirmesi"
yolu dışında öğrenim amacıyla gelmiş olmak veya işe staj
yapma amacıyla başlamış olmak, çalışma ve ikamet haklarının
kazanılmasına engel sayılmamıştır.
Ancak, 1/80 sayılı OKK'nın 6 ve 7 nci maddelerine göre kazanılan
hakların idame ettirilmesi konusunda Birlik mevzuatının mı yoksa
üye ülkenin iç hukuk düzenlemelerinin mi uygulanması gerektiği
hususu henüz kesinlik kazanmamıştır. Bu konu, özellikle,
ikameti sona erdiren tedbirlerin uygulanması veya ikametin uzun süre
kesintiye uğramış olması halinde önem kazanmaktadır.
- ABAD, Eroğlu davası ile ilgili Kararıyla, bir Türk işçisinin
aile fertlerinin 1/80 sayılı OKK'nın 7 nci maddesi koşullarını
yerine getirmeleri halinde, eş veya ebeveyninden bağımsız
olarak çalışma ve ikamet iznine hak kazanacaklarını teyit
etmiştir. Kararda, eş ve çocukların üye ülkeye aile birleştirmesi
yoluyla gelip gelmedikleri ve üye ülkede ne kadar süre ikamet
ettikleri hususları, çalışma ve oturma izni hakkını
kazanmalarında dikkate alınmamıştır.
Üye ülkelerdeki devletçe tanınan meslek eğitimi ve yüksek
öğrenim, bu madde anlamında "meslek eğitimi" sayılmıştır.
- 1/80 Sayılı OKK'nın 10 uncu maddesinde hüküm altına alınan
"ayrım gözetme yasağı"nın kapsamına açıklık
getirilmesi gerekmektedir. ABAD, Kararlarında, "ücret"
ve "diğer çalışma şartları"nı bu madde kapsamında
görmektedir. İşletme içi yaşlılık sigortasından
yararlanma, iş güvenliğinin sağlanması ve işyerinin
askerlik hizmeti süresince korunması konularının da "diğer
çalışma şartları" kavramına dahil olduğu kabul
edilmektedir.
Ayrım gözetme yasağının, ücret ve gelir vergisi ve Türkiye'de
bulunan aile fertlerinin aile yardımlarından yararlanmaları
konularını da kapsayıp kapsamadığı henüz açıklığa kavuşturulamamıştır.
9- AB Üyesi Ülkelerde Yerleşik Vatandaşlarımızın
AB Hukuku ve Bu Ülkelerin Milli Mevzuatına Göre Hukuki Konumları
(İkamet ve Çalışma Statüleri)
Başta 2 milyondan fazla vatandaşımızın yaşadığı Almanya
Federal Cumhuriyeti olmak üzere AB üyesi ülkelerin idari
mercileri, ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımıza, genel olarak,
ülkelerinin yerleşik 3 üncü ülke vatandaşları ile ilgili
milli mevzuat (yabancılar, çalışma, aile yardımları, sosyal
yardım...mevzuatı) hükümlerini uygulamakta; bu vatandaşlarımızın
Ankara Anlaşması, Katma Protokol ve Ortaklık Konseyi Kararlarından
doğan serbest dolaşım ve diğer haklarını henüz tanımamakta
ya da yargı kararları çerçevesinde kısmen tanımakta; sözkonusu
Anlaşma, Protokol ve Kararların hükümlerini iç hukuklarında,
doğrudan uygulanabilir nitelikte görmemektedirler. Üye ülkelerin
yürürlükteki iç hukuk düzenlemelerinde Birlik mevzuatı ile çelişen
hükümler, boşluklar ve belirsizlikler olduğu, bunların
giderilmesi konusunda üye ülkelerin yürütme ve yasama organlarınca
yeterince istekli davranılmadığı, yargı yoluyla kazanılan
hakların aynı konumdaki diğer vatandaşlarımıza teşmil
edilmediği gözlenmektedir.
Ancak, vatandaşlarımızın hukuki konumlarında, yaşadıkları
üye ülkelere göre, büyük ölçüde bu ülkelerin iç mevzuatından
ve göçmen politikalarından kaynaklanan önemli farklar olduğu da
görülmektedir.
AB Adalet Divanı, "aile birleştirilmesi" yoluyla
geldiği Almanya'da eşinden ayrı yaşayan Selma Kadıman adlı
vatandaşımızın Münih İdare Mahkemesi'nde, kendisine 1/80 sayılı
OKK'nın 7 nci maddesinin 1 nci fıkrasına göre ikamet izni
verilmesi istemiyle açtığı dava ile ilgili olarak 17.04.1997
tarihinde aldığı Ön Kararda ;
-
Üye ülkelerin yetkili mercilerinin, Türk işçilerinin,
1/80 sayılı OKK'nın 7 nci maddesinin 1 nci fıkrası kapsamına
giren aile fertlerinin, bu fıkraya göre hak talebinde
bulunabilmelerini, fıkrada öngörülen 3 yıllık süre zarfında
Türk işçisi ile birlikte ikamet etmiş olmaları koşuluna bağlayabilecekleri,
ancak, objektif koşulların, örneğin iş veya eğitim yerinin
başka yerde olmasının, aile fertlerinin Türk işçisinden
ayrı ikamet etmelerini haklı kılabileceği;
-
Bu fıkraya göre, aile fertlerinin üye ülkede kural olarak
kesintisiz 3 yıl ikamet etmesi gerektiği; ancak, bu fıkra
anlamında, 3 yıllık yasal ikamet süresinin hesabında, aile
fertlerinin kendi ülkelerinde arzuları hilafına kaldıkları
6 ayı aşmayan sürelerin de dikkate alınması gerektiği, görüşüne varılmıştır.
Bir Alman vatandaşı ile evlenerek Almanya'ya gelen , oturma
izni verilmesi safhasında gerçeğe aykırı bilgiler veren ve
bilahare en az 1 yıl bir işveren yanında çalışmış olan bir Türk
işçisinin, ilgili Yabancılar dairesi tarafından oturma izni
verilmesi safhasında gerçeğe aykırı bilgi verdiği, dolayısiyle
Ortaklık Hukuku'nun öngördüğü hukuki statüyü haksız olarak
elde ettiği gerekçesiyle sınırdışı edilmek istenmesi ile
ilgili olarak Hessen Eyalet İdare mahkemesince 14.06.1996 tarihinde
alınan ve itiraza kapalı tutulan 12 TG 1590/96 sayılı Karar'da
özetle
-
Yabancılar Dairelerinin, aile birleştirmesi çerçevesinde
aile birliğinin mevcut olup olmadığını özel olarak tetkik etme
yükümlülüklerinin bulunduğu,
-
Aile birleştirmesi çerçevesinde verilen oturma izninin,
evlilik birliğinin baştan beri mevcut olmadığının veya
bilahare sona erdiğinin anlaşılması halinde geri alınabileceği
veya sonradan süreyle sınırlandırılabileceği,
-
Oturma izni verilmesi safhasında Yabancılar dairelerine gerçeğe
aykırı bilgi verilmesi halinde, sınırdışı etme kararının
buna istinad ettirilebileceği,
-
Ortaklık Konseyi'nin 1/80 sayılı Kararı'nın 6. maddesinin
1.fıkrasının 1. bendindeki şartları yerine getirip buna göre
hukuki statü kazanmış olan Türk işçilerinin ise sadece özel
önleyici nedenler (AET-İkamet İzinleri Yasası'nın 12 maddesi
ile 1/80 sayılı Kararın 14. maddesine göre kamu düzeni,güvenliği
ve sağlığına bağlı kısıtlamalar) dikkate alınmak suretiyle
sınırdışı edilebilecekleri hususlarına yer verilmiştir.
|