Kullanıcı
  Şifre
        
Üye Ol

    ANASAYFA         FİRMALAR         FİRMA ARAMA         HİZMETLERİMİZ         REKLAM         BİZ KİMİZ         İLETİŞİM    
 300.000 FİRMA KAYDI



 Üyelik Merkezi
 Ücretsiz Üyelik »
 Ticaret Merkezi
 Mal ve İş Talepleri
 Seri İlanlar
 İhaleler
 Fuar ve Etkinlikler
 Duyurular
 2. El Pazarı
 Kampanyalar
 Açık arttırmalar
 Üye Firmalar
 Genel
 Sektörler
 İller
 Vergi Takvimi
 Tarihte Bugün
 Yaşam Rehberi
 Ticari Bilgi Merkezi
 Hakkımızda
 Reklam
 Biz Kimiz
 İletişim
 Almanya Rehberi
 Konsolosluk
 Hastane ve Klinikler
 Askerlik
TURKADRES MİNİ ANKET

Siteyi Tavsiye Et
  Kimden :
  E-mail :

Bültene üye ol
  E-mail :




Avrupa Birliği Adalet Divanının "Eroğlu Davası" ile ilgili Kararının Birlik Üyesi Ülkelerdeki Gençlerimizin Hukuki Konumlarına (ikamet statülerine) Olan Etkileri

Avrupa Birliği Adalet Divanı, Topluluğa üye ülkelerde çalışan vatandaşlarımızın, "aile birleştirmeleri" çerçevesi dışında, yanlarına gelen ve bu ülkelerde mesleki eğitim gören (üniversite eğitimi dahil) çocuklarının, Topluluk hukukuna göre, bu ülkelerde ikamet etmeye ve çalışmaya hak kazandıklarını kabul etmiştir.

Adalet Divanı, 1980 yılında, 19 yaşındayken öğrenim görmek amacıyla, F.Almanya'da çalışan babasının yanına giden ve öğrenimini tamamladıktan sonra, çalışma izni alarak çalışmaya başlayan vatandaşımız Hayriye Eroğlu'nun, "oturma izni" talebinin reddedilmesi üzerine, Baden-Württemberg Eyaleti İdaresi aleyhine, Karlsruhe İdare Mahkemesi'nde açtığı dava ile ilgili olarak aldığı 05.10.1994 tarih ve C-355/93 sayılı Kararda, vatandaşımızı haklı bulmuş; Eroğlu'nun, Türkiye-AT Ortaklık Konseyi'nin 19.09.1980 tarih, 1/80 sayılı Kararının 7.maddesine göre "çalışma izni"ne ve buna bağlı olarak da "oturma izni"ne hak kazandığını hükme bağlamıştır.

Ortaklık konseyi'nin 1/80 sayılı kararının 7.maddesinin 2.fıkrası, Topluluğa üye ülkelerde yasal olarak çalışan Türk işçilerinin o ülkelerde meslek eğitimi gören çocuklarının, anne ve babalarından birinin üye ülkede en az 3 yıldan beri yasal olarak çalışmış olmaları şartıyla, kendilerinin ikamet sürelerine bakılmaksızın, o ülkede, her işte çalışabilmelerini öngörmektedir.

Adalet Divanı, söz konusu Kararında, önceki Kararlarına paralel olarak, "çalışma hakkı"nın "ikamet hakkı"na bağlı olduğunu, çalışma iznine hak kazanan Türk vatandaşlarına ikamet izni de verilmesi gerektiğini kabul etmekte; Topluluk üyesi bir ülkeye, "aile birleştirmesi" çerçevesi dışında, örneğin eğitim ve öğrenim amacıyla gelinmiş olmasının Ortaklık Konseyi Kararlarıyla sağlanmış haklardan yararlanmaya engel teşkil edemeyeceği hükmüne varmaktadır.

Adalet Divanı, Sevince davası ile ilgili 20.09.1990 tarih ve C-192/89 sayılı Kuş davası ile ilgili 16.12.1992 tarih ve C-237/91 sayılı ve Eroğlu davası ile ilgili, tarih ve sayısı yukarıda verilen Kararlarında, özet olarak:

  • Türkiye ile AET arasında ortaklık ihdas eden 12.09.1963 tarihli Ankara Anlaşmasının, 23.11.1970 tarihli Katma Protokolün ve Ankara anlaşması ile oluşturulan Ortaklık Konselinin aldığı Kararların, Topluluk hukukunun bir parçası olduğunu,

  • Söz konusu düzenlemelerde yer alan hükümlerin, Topluluk üyesi ülkelerde "doğrudan uygulanabilir" nitelikte olduğunu,

  • Ortaklık Konseyi kararlarında hüküm altına alınan hakların ikamet hakkını da gerekli kıldığını; Birliğe üye bir ülkede çalışma iznine hak kazanan Türk vatandaşlarına, oturma izni de verilmesi gerektiğini teyit etmiştir.

Avrupa Birliğine üye ülkelerde çalışan vatandaşlarımızın ve aile fertlerinin, Topluluk hukukundan doğan hakları ve bu haklarını nasıl elde edebilecekleri konusunda bilgi alabilmeleri ve gerekirse kendilerine hukuki danışmanlık hizmeti sağlanabilmesi için bu ülkelerdeki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirlik ve Ataşeliklerimize başvurmaları yararlı olacaktır.

Recep TETİK isimli vatandaşımız, 1980 Eylül'ünden 20 Temmuz 1988 tarihine kadar değişik Alman gemilerinde denizci olarak çalışmış, bu süre içinde oturma izni her defasında süreli ve denizci olarak çalışma şantıyla uzatılmıştır. En son oturma izni de 4 Ağustos 1988 tarihine kadar süreli olup, denizci olarak çalışmanın sona ermesiyle geçerliliğin de sona ereceği şerhini taşımaktır.

20 Temmuz 1988 tarihinde kendi isteğiyle bu işten ayrılan TETİK, 1 Ağustos 1988 tarihinde Berlin'e geçmiş ve aynı gün karada süresiz oturma izni talebinde bulunmuştur.

Bu talep, 19 Ocak 1989 tarihinde ilgili makam tarafından reddedilmiş ve bu red kararı da 10 Aralık 1991 tarihinde idare Mahkemesince, 24 Mart 1992 tarihinde de Berlin Yüksek İdare Mahkemesince yasal bulunmuştur.

Davanın, davalı avukatı Claus Rosenkranz tarafından temyiz edildiği Federal İdare Mahkemesi, oturma izninin verilmemesinin Alman hukukuna uygun olduğunu tesbit etmiş, ancak kanunun 1/80 sayılı Ortaklık Konseyi Kararının 6.maddesine göre Avrupa Birliği Adalet Divanı'nca değerlendirilmesi gerektiği 11 Nisan 1995'te karara bağlanmıştır.

Divan kayıtlarına 7 Haziran 1995 tarihinde giren önkarar talebinde aşağıda açıklanan iki sorunun cevaplandırılması istenmektedir:

  1. 1980-1988 yılları arasında bir üye devlete ait gemilerde çalışmış olan,iş ilişkisi ve sosyal güvenlik hakları açısından bu üye devlet mevzuatına tabi olmuş, vergisini ödemiş ancak, karada ikamet etmesine izin vermeyen, sadece gemilerde çalışmasını mümkün kılan sınırlı bir çalışma iznine sahip bir Türk gemici,bu çalışmalarından dolayı, Türkiye-AET Ortaklık Konseyinin 1/80 sayılı Kararının 6.1 maddesi anlamında bu üye devletin iş piyasasında yasal olarak çalışmış sayılır mı ?

Alman mevzuatının bu tür işler için izin almayı zorunlu kılmaması ve iş ve sosyal güvenlik yasalarındaki gemilere özel statü hükümlerinin mevcudiyeti bu durumu ilgilendirir mi ?

  1. Birinci sorunun cevabı olumlu ise, örneğin sağlık dışında başka bir nedenle ve kendi iradesiyle iş ilişkisini sona erdiren; oturma izni süresinin sona ermesinden 11 gün sonra karada bir işte çalışmak için ikamet izni talebinde bulunmakla birlikte, bu talebinin rededilmiş olması nedeniyle işsiz kalan bir TÜrk gemicisinin ikamet izni hakkı ortadan kalkar mı ?

Ancak, Hollanda'da uluslararası kamyon sürücüsü olarak çalışırken geçirdiği iş kazası sonucu sürekli işgöremez hale gelen Türk vatandaşı Ahmet BOZKURT'un, Hollanda'da oturma izni almak için 1/80 sayılı Ortaklık Konseyi Kararına dayalı olarak Hollanda'da açtığı davanın kendisine iletilmesi üzerine Birlik Adalet Divanı'nın 6 Haziran 1995'te verdiği kararda (C-434/93)

" Ulusal mevzuat uyarınca, üye devlet makamlarından oturma ve çalışma izni alınmasını gerektirmeyen bir işte çalışan bir Türk işçisinin, bu üye devlette çalışması 1/80 sayılı Kararın 6(1).maddesi anlamında yasal çalışmadır, Bu yasal çalışmanın mevcudiyeti ilgili kişi için ikamet hakkını da içerir" yolunda görüş bildirilmesi üzerine Alman İdare Mahkemesi, Bozkurt kararı ile birinci sorusunun yanıtlanmış olduğu belirtmiş ve bu sorusunu 30.08.1995 tarihinde geri çekmiştir.

Böylece, Alman mevzuatına göre çalışma izni verilmeksizin, sadece gemilerde çalışmak kaydıyla oturma izni verilen Türk vatandaşı bir denizcinin, Almanya'da, Ortaklık Konseyi Kararında ifade edilen düzenli istihdam piyasasına dahil olduğu ve düzenli iş piyasasına dahil olma şartına tabi olma hakları kazanabileceği kabul edilmektedir.

Çalışma izni gerekmeyen Federal Alman gemilerinde gemici olarak çalışmanın da düzenli ve yasal olarak Almanya iş piyasasına dahil olma anlamına geldiği ve bu durumun Topluluk Hukukundan doğan hakları yarattığı konusunda daha önce de, 10 Aralık 1996 tarihinde Hamburg İdare Mahkemesi Mehmet Sedef/Hamburg şehri davasında bir karar (20 VG A 6843/93) alınmıştı.

Avrupa Birliği Adalet Divanı, 23 Ocak 1997 tarihinde verdiği V.Tetik kararı ile 1/80 sayılı ortaklık Konseyi Kararının 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca üye ülkelerden birinde 4 yıl boyunca düzenli çalışan ve işinden kendi isteğiyle aynı ülkede yeni bir iş bulmak üzere ayrılan, ancak derhal bir iş bulamayan Türk işçisini iş bulabilmesi için uygun bir süre oturma izni verilmesi gerektiğini bildirmiş, ilgili devletin mevzuatı ve böyle bir mevzuatın bulunmaması halinde üye ülke mahkemelerinin iş arayanın yeni iş bulmasına yetecek kadar kendisine süre tanınması öngörülmüştür.

Böylece, kendi isteğiyle işten ayrılmanın, kendi kusuruyla işsiz kalma anlamına gelmeyeceği, Topluluk Hukukundan doğan ve doğacak hakları zedelenmeyeceği görüşü geçerli kılınmıştır.

Birlik Adalet Divanı, Tetik kararıyla, daha önce Türk vatandaşı işçilerle ilgili verilmiş olduğu kararlardaki (Meryem Demirel kararı/C-12-86, Sevince Kararı/C-192/89, Kuş Kararı/C-23791, Eroğlu Kararı/C-55/93) görüşünü pekiştirmiş ve daha bir açıklık kazandırmıştır.

Ayrıca, Kararında Avrupa Birliği Anlaşmasının işçilerin serbest dolaşımına düzenleyen maddelerin atıf da yaparak, Türk işçilerinin statüsünün, birlik içindeki serbest dolaşım ilkelerine biraz daha yakınlaştırılmıştır.

ONLİNE VİTRİN

GÜNÜN FİRMASI
Firma Adı
%100 özenkebap ümraniye
Ünvanı
özenkebap
Sektör
Ağaç-Orman Ürünleri
Telefon
02166317311

Turkadres.com bir hizmetidir. © 1999 - 2008