Kullanıcı
  Şifre
        
Üye Ol

    ANASAYFA         FİRMALAR         FİRMA ARAMA         HİZMETLERİMİZ         REKLAM         BİZ KİMİZ         İLETİŞİM    
 300.000 FİRMA KAYDI



 Üyelik Merkezi
 Ücretsiz Üyelik »
 Ticaret Merkezi
 Mal ve İş Talepleri
 Seri İlanlar
 İhaleler
 Fuar ve Etkinlikler
 Duyurular
 2. El Pazarı
 Kampanyalar
 Açık arttırmalar
 Üye Firmalar
 Genel
 Sektörler
 İller
 Vergi Takvimi
 Tarihte Bugün
 Yaşam Rehberi
 Ticari Bilgi Merkezi
 Hakkımızda
 Reklam
 Biz Kimiz
 İletişim
 Almanya Rehberi
 Konsolosluk
 Hastane ve Klinikler
 Askerlik
TURKADRES MİNİ ANKET

Siteyi Tavsiye Et
  Kimden :
  E-mail :

Bültene üye ol
  E-mail :




Türkiye-AT Ortaklık İlişkileri Çerçevesinde Türk İşçilerinin Durumu

1. Genel Hukuki Çerçeve

Türkiye iLe AT arasında Ortaklık ilişkilerini düzenleyen ana sözleşmeler 12 Eylül 1963 tarihli Ankara Anlaşması (AA) ile 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe giren Katma Protokoldür (KP). Sözkonusu Anlaşma ve Katma Protokolün işçilerimizi ilgilendiren hükümleri:

  • Türkiye ile Topluluğa üye devletler arasında işgücünün serbest dolaşımının sağlanması (AA Md.12, KP Md.36),
  • Toplulukta çalışan Türk işçilerine ücret ve diğer çalışma koşulları açısından vatandaşlık esasına dayalı ayırımcılık yapılmayacağı (KP Md.37)
  • Toplulukta çalışan Türk işçileri ve ailelerinin sosyal güvenlik haklarının korunması (KP.Md.39)

alanlarına ilişkin bulunmaktadır.

Ankara Anlaşması ve Katma Protokolün ilgili hükümleriyle 1976-1986 yılları arasındaki 10 yıllık dönem içinde kademeli olarak gerçekleştirileceği öngörülen serbest dolaşımın ilk 2 kademesinin esasları, daha sonra 2/76 ve 1/80 sayılı Ortaklık Konseyi Kararlarıyla tespit edilmiştir. Ortaklık Konseyi Kararlarıyla (OKK) yalnızca Topluluğa üye ülkelerde yasal olarak bulunan Türk işçilerine ve bunların aile bireylerine belirli süreler sonunda, bulundukları ülke ile sınırlı olmak üzere her türlü işte çalışma hakkı tanınmıştır. Nitekim 2/76 sayılı Kararda öngörülen koşulları iyileştirmek amacıyla Ortaklık Konseyinin 30.06.1980 tarihli toplantısında kabul edilen 1/80 sayılı OKK'nın konuya ilişkin 6.maddesinde bir üye ülkede yasal olarak bulunan Türk işçisinin:

  • Bu üye ülkede bir yıl çalıştıktan sonra aynı işveren nezdinde istihdam edilmek kaydıyla çalışma iznini uzattırma hakkına,
  • Bu üye ülkede üç yıl yasal olarak çalıştıktan sonra, aynı ülkede ve aynı meslekte, ancak dilediği işveren nezdinde çalışma hakkına,
  • Aynı ülkede dört yıllık yasal çalışmadan sonra dilediği herhangi bir meslekte ve işyerinde çalışma hakkına,

sahip olacağı hükme bağlanmıştır.

Sözkonusu Karar'ın 7'nci maddesinde ise, AET ülkelerinde çalışan işçilerimizin üyelerinin çalışma hayatına girişleri ile ilgili hükümlere yer verilmektedir. Bu madde ile, bir üye ülkede yasal olarak bulunan Türk işçisinin yanında ikamet etmesine izin verilmiş olan aile bireylerine:

  • Topluluk üyesi ülke vatandaşlarının öncelik hakkı saklı kalmak kaydıyla, o ülkede üç yıl yasal olarak ikamet ettikten sonra işe girebilme,
  • Beş yıl ikametten sonra ise, diledikleri her işe serbestçe girebilme,

imkanı verilmektedir. Ayrıca:

  • Tarafların işçileri işe alma şartlarına yeni kısıtlamalar getiremeyecekleri (MD.13),
  • Ücret ve diğer çalışma şartları ile istihdam kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmada Türk işçilerine ayırım yapılmayacağı (Md.10/1),
  • Topluluktaki işgücü talebi üye devletler iş piyasasından karşılanamadığı takdirde üye devletlerin Topluluk üyesi olmayan devletler vatandaşı işçilere çağrıda bulunabilecekleri, ancak bunu yaparken Türk işçilerine öncelik vermeye gayret sarfedecekleri (Md.8),
  • Bir mesleki eğitim kursunu tamamlayan Türk işçi çocuklarının ana-babalarından birinin ilgili üye ülkede yasal olarak en az üç yıl çalışmış olması koşuluyla o ülkede kalış süresinin uzunluğuna bakılmaksızın her türlü iş arzını cevaplandırabilecekleri (Md.7 son),
  • Türk işçi çocuklarının genel eğitim, çıraklık ve meslek eğitimi sınıflarına (kurslarına), o üye ülkenin kendi vatandaşı olan çocukların giriş formasyonu niteliklerine eşit koşullarla kabul edilecekleri ve Türk çocuklarının da, bu üye ülkede, bu alanda ulusal mevzuatla sağlanan avantajlardan yararlanabilecekleri (Md.9),

gibi hususlar da OKK'la düzenlenmiş, Türk işçileri ve aile bireylerinin bulundukları ülkelerle sınırlı olmak üzere çalışma statüleri açıklığa kavuşturulmuştur.

Toplulukta çalışan Türk işçileri ve ailelerinin sosyal güvenlik hakları KP'nin 39. maddesi uyarınca kabul edilen 3/80 sayılı OKK (19.9.1980) ile düzenlemeye çalışılmıştır. Ancak, hukuken haklı görülmekle birlikte, üye devletlerin Kararın yürürlükte olmadığı yolunda görüş birliğinde oldukları öğrenilmiştir. Sözkonusu Kararın uygulanma şeklini düzenleyen Tüzük ise, Yunanistan'ın engellemesi nedeniyle Topluluk Konseyinden geçememiştir. Uygulama tüzüğü yürürlüğe giremeyen 3/80 sayılı OKK'yla Topluluğa üye ülkelerde bulunan Türk işçilerinin:

  1. Hastalık, hamilelik, malûliyet, yaşlılık, ölüm ve aile yardımlarına hak kazanmada üye devletlerde geçen tüm çalışma ve sigorta sürelerinin dikkate alınacağı;

  2. İşçi ve ailesinin ikamet ettiği üye devlet neresi olursa olsun hastalık sigortası yardım ve ödeneklerine hak kazanacakları;

öngörülmektedir.

Ancak Kararda, Türk işçilerinin sosyal güvenlik haklarından yararlanmalarında, KP'nin 39.maddesiyle çizilen hukuki çerçeveden kaynaklanan kısıtlamalar bulunmaktadır. Ayrıca, Kararın atıfta bulunduğu ve Topluluk üyesi devletler vatandaşlarının sosyal güvenlik haklarını düzenleyen 1408/71 sayııl Konsey Tüzüğünde yahpılan değişiklikler nedeniyle 3/80 sayılı OKK'nda da paralel değişikliklerin yapılması gerekmektedir.

Diğer taraftan Türk işçilerine sosyal güvenlik alanında muamele eşitliğinin sağlanması ve aile birleştirmeleri konusunda, ne ana Anlaşmalarda (AA ve KP) ne de Ortaklık Konseyi Kararlarında herhangi bir hüküm yer almamaktadır. Benzer şekilde Türk işçilerinin üye devletler ülkesine giriş-çıkış ve ikametleriyle ilgili hüküm de bulunmamakta, bu hususlarda Türk işçileri, Topluluğa üye devletler vatandaşlarından farklı olarak ilgili devletin iç mevzuatına tabi tutulmaktadırlar.

2. Türkiye-AT Ortaklık Anlaşmasına ilişkin AT Adalet Divanının Yorum Kararları:

AT Adalet Divanının (ATAD), AET Anlaşmasının 177. maddesi uyarınca Türkiye-AT Ortaklık Anlaşmaları ve bunlar uyarınca çıkarılan Ortaklık Konseyi Kararlarının yorumuna ilişkin olarak verdiği ön-kararlar işçilerimiz açısından olduğu kadar Türkiye ile Topluluk arasındaki ilişkilerin hukuki yönüne ışık tutması nedeniyle de önemlidir. Sözkonusu kararlar aşağıda kısaca açıklanmıştır:

  1. M.Demirel isimli bir Türk vatandaşının Stuttgart İdare Mahkemesi tarafından ATAD'a önkarar için intikal ettiririlen davası nedeniyle verdiği 30 Eylül 1987 tarihli kararda Divan:

Ortaklık Anlaşmalarının Topluluk hukukunun ayrılmaz bir parçası olduğunu teyid etmiş, ancak Ankara Anlaşması ve Katma Protokolün serbest dolaşıma ilişkin hükümlerinini niyet beyanı mahiyetinde ve program belirleyici nitelikte olması, doğrudan uygulanabilirliği mümkün kılacak açıklık ve kesinlikte olmaması nedeniyle Türk işçilerinin serbest dolaşım hakkından yararlanmalarının mümkün olmadığını kararlaştırmış, ayrıca sözkonusu Anlaşmalarda işçilerin aile birleştirmelerine ilişkin herhangi bir hükmün de bulunmadığını ifade etmiştir.

  1. Salih Zeki Sevince isimli vatandaşımızın, Hollanda Yüksek İdare Mahkemesi tarafından önkarar için intikal ettirilen davası dolayısıyla verdiği Kararda (C-192/16) ise Divan, Türkiye-AT Ortaklık anlaşmaları ile bunlara dayanılarak çıkarılan Ortaklık Konseyi Kararlarının Topluluk hukukunun bir parçası ve özellikle Ortaklık Konseyi Kararlarının ilgili maddelerinin (2/76. Md.2-1/b ve 7 ile 1/80, Md.6/1 ve 13) doğrudan uygulanabilir nitelikte olduğunu açıklamıştır. Bu husus işçilerimiz ve aileleri açısından önem taşımaktadır. Çünkü, bilindiği üzere Topluluk hukukunun doğrudan uygulanabilir/doğrudan etkili hükümlerinin üye devletler hukukuna etkisi, Topluluk hukukuna etkisi, Topluluk hukukunun üye devletler vatandaşlarına sağladığı hakların ulusal mahkemelerce korunması yükümlülüğünü getirmesidir.

  2. Almanya'da ikamet eden ve Alman vatandaşı eşiyle evlilik ilişkisi sona eren Kazım Kuş isimli vatandaşımızın ikamet izninin uzatılmaması nedeniyle mahkemeye intikal eden davası dolayısıyla Hessen Yüksek İdare Mahkemesinin ATAD'dan "Türk işçilerinin istihdam ve serbest dolaşımı konusundaki AET-Türkiye OKK'ları uyarınca , bir üye ülkede çalışma izni hakkına sahip bir Türk işçisine, bu hakkını kullanabilmesi için, "ikamet izni verme zorunluluğu olup olmadığı" konusunda ön karar talebi üzerine verdiği yorum kararında Divan, çalışma izni ile oturma izni arasındaki ilişkiyi teyit etmiştir (16.12.1992 tarih ve C-237/91).

Kararda Divan görüşlerini:

  1. 1/80 sayılı OKK'nın 6.maddesinin 1. fıkrasının 3.bendinin bir Türk işçisinin ulusal hukuki düzenlemeler çerçevesinde yargıya intikal etmiş bir dava süresince kendisine oturma izni verilmiş olmasından dolayı çalıştığı sürelerin sözkonusu kararda öngörülen en az 4 yıllık çalışma şartını yerine getirmede dikkate alınamayacağı ilgilinin ikamet hakkının, temyiz edilen ilk kademe mahkeme kararıyla teyid edilmiş olmasının bu durumu değiştiremeyeceği şeklinde;

  2. 1/80 sayılı kararın 6.maddesinin 1.nci fıkrasının 1.nci bendinin bir üye ülkede bu ülke vatandaşı ile evlenmek için oturma izni almış olan ve burada geçerli bir çalışma izni ile aynı işveren nezdinde bir yıldan fazla bir süre çalışan Türk vatandaşının bu çalışma iznini uzattırma hakkı olduğu, çalışma izninin uzattırma başvurusuna karar verilmesi esasında sözkonusu evlililğin ortadan kalkmış olmasının durumu değiştiremeyeceği şeklinde;

  3. 1/80 sayılı Kararın 6.ncı maddesinin 1.nci fıkrasının 1.nci ve 3.ncü bendleri şartlarını yerine getiren bir Türk işçisinin, çalışma izni dışında oturma iznini uzattırmak için de doğrudan bu hükümlere istinad edebileceği şeklinde"

yorumlanması gerektiği yolunda açıklanmıştır.

Sözkonusu davada Divan, davacı Türk işçisinin Alman vatandaşı ile evlenmiş olması dolayısıyla kendisine oturma izni verilmesi ve buna dayanarak yasal bir çalışma izni ile en az bir yıl çalıştıktan sonra eşinden boşanmış olmasının durumu değiştirmeyeceği sonucuna varmıştır.

Kararda Türk işçisinin evlenme veya çalışma gibi kişisel nedenlerle F.Almanya'ya gelmiş olmasının önemli olmadığı; bu işçinin yasal bir çalışma izni ile 1/80 sayılı OKK'nda öngörülen süre ile çalışmış olmasının önemli olduğu vurgulanmaktadır. Ancak, bu tür şartının ikamet izni ile ilgili herhangi bir hukuki anlaşmazlığın yargıya intikalinden önce yerine getirilmiş olması gerekmekte, Yargı esnasında geçen süre "hakkın doğması için gerekli süre"den sayılmamaktadır.

3.Değerlendirme ve Sonuç:

3.1. Bilindiği üzere 2/76 ve 1/80 sayılı Ortaklık Konseyi Kararları, Ankara anlaşmasının 12.Katma Protokolün 36. maddeleriyle öngörülen serbest dolaşım hakkının 1. ve 2. aşamasını uygulamaya geçirmek üzere yürürlüğe konmuş, ancak nihai ve son aşama için Türkiye ile Topluluk arasında herhangi bir hukuki düzenleme yapılması siyasi nedenlerle mümkün olamamıştır.

Her ne kadar, serbest dolaşımın 1. ve 2. aşamasını yürürlüğe koymak amacıyla kabul edilen 2/76 ve 1/80 sayılı Ortaklık Konseyi kararları, bir haklar bütünü olan serbest dolaşımı gerçekleştirmekten uzak ise de Topluluğa üye ülkelerde yasal olarak bulunan Türk işçilerinin ve ailelerinin başta çalışma hakkı, ücret ve diğer çalışma koşullarında muamele eşitliğinin sağlanması olmak üzere bazı haklarını düzenlemektedir.

Halen yürürlükte bulunan 1/80 sayılı Ortaklık Konseyi Kararının 10.maddesinde Topluluğa üye ülkelerin ücret ödemeleri ve diğer çalışma şartları bakımından, bu ülkelerin işgücü piyasasına yasal olarak dahil bulunan Türk işçileri ile Topluluk üyesi ülkeler vatandaşı işçiler arasında herhangi bir ayırım gözetemeyecekleri öngörülmekte, tedbir alma görevi üye devletlerin sorumluluğu altında bulunmaktadır. (Md.29).

Anlaşılacağı üzere, Topluluğa üye devletlerde yasal olarak bulunan Türk işçileri ve ailelerine sözkonusu Ortaklık Konseyi Kararlarıyla sağlanan haklar, Topluluk hukukunun koruması altındadır ve sorunla karşılaşılan alanlarda vatandaşlarımızın bulundukları ülkeler mahkemelerinde davalar açarak Topluluk hukukuyla kendilerine tanınan hakların korunması hususunda talepte bulunma hakları vardır. SEVİNCE davası dolayısıyla verdiği kararda Divan bu hususu teyid etmiştir.

Kazım Kuş davasıyla ilgili olarak alınan kararda ise, ATAD'ın geliştirmekte olduğu içtihadın yönü, işçilerimiz lehine belirginleşmiştir.

Kararın getirdiği başlıca yenilik, 1/80 sayılı OKK'ı hükümleri çerçevesinde Topluluk üyesi bir ülkede yasal olarak bir yıl çalışan bir Türk işçisinin aynı işveren nezdinde çalışmak üzere, çalışma izni yanında, oturma iznini de uzattırma hakkına kavuşmuş olmasıdır.Aynı şekilde işgücü piyasasında dört yıl çalıştıktan sonra o ülkede herhangi bir işe girme hakkını elde eden Türk işçisinin bunula ikamet hakkını da elde ettiği teyid edilmiştir.

Diğer bir deyişle oturma izni hangi nedenle verilmiş olursa olsun, yasal bir çalışma izni ile iş piyasasına girmiş bulunan Türk vatandaşlarına belirli süre çalıştıktan sonra çalışma ve ikamet güvencesi getirilmiştir.

Ancak, Topluluk hukukunda, üye devletler açısından bağlayıcı olduğuna şüphe olmayan Divan Kararlarını tüm üye devletlerde uygulamaya geçirecek bir mekanizma mevcut olmadığından, her bir olayda ayrıca dava açma mecburiyeti çıkabilecektir.

Sonuç olarak, serbest dolaşımı Toplulukta yaşayan vatandaşlarımız açısından, Toplulukta geçerli kurallar çerçevesinde gerçekleştirmek için siyasi atmosferin henüz yeterince gelişmediğini ifade etmek gerekmektedir. Ancak, Ortaklık Anlaşmalarıyla öngörülen serbest dolaşım hakkı hukuken mevcuttur ve tarafların taahhüdü niteliğindedir. Ankara Anlaşması ve Katma Protokolün serbest dolaşıma ilişkin hükümleri Türk işçilerinin diğer 3. ülkeler vatandaşı işçilere nazaran ayrıcalıklı veya özel statüsünü düzenlemektedir. Topluluk ve üye devletler uygulamalarında diğer 3. devletler işçileriyle aynı statüde mütalaa edilen işçilerimizin onlardan farklı statülerinin topluluk ve üye devletlerce kabul edilerek gerekli tedbirleri almaları gerekmektedir.

1/80 sayılı OKK'nın 6 ve 7. maddelerinin mevcudiyeti Türk işçileri ve ailelerinin diğer 3. ülkeler vatandaşlarından farklı statülerinin kanıtıdır. Diğer ülkelerle yapılan anlaşmaların hiçbirinde benzeri hükümler yer almamaktadır.

Farklı statünün bir sonucu olarak işçilerimizin bulundukları üye ülkelerdeki yabancılar yasalarının, OKK'ı hükümlerine nazaran daha ağır koşullar öngören hükümlerinden etkilenmemeleri gerekmektedir.

Ancak Ortaklık Konseyi Kararlarının kabulünden bu yana çok uzun bir süre geçmiştir ve şu veya bu nedenle bu Kararlar uygulanmamıştır. Bu nedenle, bundan böyle, sözkonusu OKK'nın Türk işçilerine tanıdığı haklara her vesileyle üye devletlerin dikkatlerinin çekilerek, tedbir alma sorumluluğunu yerine getirmelerinin talep edilmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir.

3.2. Diğer taraftan, yukarıda da açıklandığı üzere Toplulukta çalışan ve yaşayan Türk işçileri ve ailelerinin sosyal güvenlik hakları KP'ün 39.maddesi uyarınca kabul edilen 3/80 sayılı OKK'ı ile düzenlenmiştir. Ancak, haklı görülmemekle birlikte üye devletlerin Kararın yürürlükte olmadığı yolunda görüş birliği içinde oldukları öğrenilmiştir. Sözkonusu Kararın bugüne kadar uygulanmamış olmamasının önemli bir eksiklik yarattığını ifade etmek mümkün değildir.

Çünkü: 3/80 sayılı OKK ile KP'ün 39. maddesiyle çizilen hukuki çerçevenin sınırları içinde Türk işçileri ve ailelerinin sosyal güvenlik hakları düzenlenmeye çalışılmıştır. Bu itibarla sözkonusu Kararda :

  1. Türk işçilerinin Türkiye'de geçen çalışma ve sigorta sürelerinin üye devletler tarafından dikkate alınma zorunluluğu öngörülmemiştir,

  2. İşçinin Topluluk dışında oturan aile bireylerinin aile yardımları sigortasından yararlanmaları öngörülmemiştir,

  3. İşçinin Türkiye'deki geçici ikameti sırasında sağlık yardımlarından yararlanması garanti edilmemiş, Türkiye'deki aile bireyleri için sağlık yardımı öngörülmemiştir.

  4. İşsizlik sigortasından söz edilmemiştir.

Oysa, Topluluk hukukuna dayanak teşkil eden "İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi", "İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Avrupa Sözleşmesi", "Avrupa Sosyal Şartı", "Vatandaşlarla Vatandaş Olmayanlar Arasında Muamele Eşitliğine İlişkin 118 sayılı ILO Sözleşmesi", "Göçmen İşçilerinin Hukuki Statüsüne İlişkin Avrupa Sözleşmesi" gibi konuyla ilgili tüm hukuki düzenlemelerde :

  • Sosyal güvenlikte muamele eşitliğini,
  • Sigorta ve hizmet sürelerinin birleştirilmesini,
  • Sosyal güvenlik yardımlarının ihracını,
  • İkamet yerine bakılmaksızın işçinin ailesinin sosyal güvenlik haklarından yararlanmasını,

sağlayacak tedbirlerin alınmasını öngören 4 temel ilke yer almaktadır. Anlaşılacağı üzere, 3/80 sayılı OKK'ı düzenlenirken bu ilkelerin bazıları dikkate alınmamıştır.

Diğer taraftan 3/80 sayılı OKK'nın uygulamaya geçirilmeyişinin bir sonucu olarak, Topluluğa üye devletlerde bulunan Türk işçileri ve bunların aile bireylerinin sosyal güvenlik hakları halen, bu ülkelerden Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, İngiltere ve Danimarka ile aktedilen ikili Sosyal Güvenlik Sözleşmeleriyle ve gereğine göre Avrupa Sosyal Güvenlik Sözleşmesi ile 118 sayılı ILO Sözleşmesi gibi diğer çok taraflı sözleşmeler uyarınca korunmaktadır. Ayrıca Türkiye'nin 1989 yılında onayladığı Avrupa Konseyi Sosyal Şartının konuya ilişkin hükümleri de bu alandaki güvenceleri pekiştirmektedir. Burada vurgulanması gereken çok önemli bir husus sözkonusu belgelerle Türk işçilerine ve ailelerine sosyal güvenlik alanında tanınan hakların fiilen 3/80 sayılı OKK'ı ile tanınan hakların üstünde olduğudur. Vurgulanması gereken 2.önemli husus ise 3/80 sayılı OKK'nın ek'inde yer alan hizmet birleştirmesiyle ilgili "Topluluğa Üye Devletlerin Açıklaması" başlıklı "Beyan"dır (CEE-TR 134/80). Sözkonusu Beyan 3/80 sayılı Kararın kabul edildiği 19.09.1980 tarih ve CEE-TR 134/80 sayılı metinde yer aldığı halde, Kararın yayınlandığı Topluluk Resmi Gazetesi'nde Beyana yer verilmediği anlaşılmaktadır. (OJ C 110/60, 25.04.1983).

Sözkonusu metnin incelenmesinden, Topluluğa üye devletlerin, KP'ün 39. maddesinde yer alan hizmet birleştirmesine ilişkin kısıtlayıcı hüküm karşısında 3/80 sayılı OKK'ına bu eksikliği giderici hükümler koyamadıkları, ancak sözkonusu Ek'de yer alan beyanla "Türkiye'de geçen sürelerin, yardım hakkının kazanılması, muhafaza ve ihya edilmesi ve yardımların hesaplanmasında nazara alınması ile ilgili hukuki metinleri ve gerekli modelleri hazırlamakla yükümlü" olduklarını kabul ettikleri anlaşılmaktadır.

Üye devletlerin sözkonusu yükümlülüklerini yerine getirmeleri halinde 3/80 sayılı OKK'nın önemli eksiklerinden birinin giderileceğine şüphe yoktur.

Bu itibarla, Topluluk üyesi devletler vatandaşlarının sosyal güvenlik haklarının korunmasına ilişkin standartlarının, esasen serbest dolaşım hakkına sahip Türk işçilerine ve ailelerine yaygınlaştırılması suretiyle 3/80 sayılı OKK'nın güncelleştirilmesi ve bunu uygulamaya geçirecek tedbirlerin alınmasında zaruret bulunduğu düşünülmektedir. Sözkonusu güncelleştirme çalışmalarında gözönünde tutulması gerekli temel kurallar ise, Topluluğa üye devletler vatandaşlarına sosyal güvenlik alanında uygulanan muamele eşitliğinden hareketle, bu ülkelerde bulunan Türk işçileri bakımından da :

  1. Sosyal güvenlikte vatandaşlık esasına dayalı ayırımcılık yapılmaması,

  2. Toplulukta ve Türkiye'de kısa ve uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin sigorta yardımlarına hak kazanmada birleştirilmesi,

  3. Kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan ödenek ve yardımların Türkiye'de ikamet halinde de verilmesi,

  4. İşçinin Türkiye'deki aile bireylerinin analık ve sağlık yardımları ile aile yardımlarından yararlanması,

  5. İşsizlik sigortası,

hususlarını kapsaması gerekmektedir.

ONLİNE VİTRİN

GÜNÜN FİRMASI
Firma Adı
Prorem
Ünvanı
Ltd. Şti.
Sektör
Pazarlama
Telefon
212-5282808

Turkadres.com bir hizmetidir. © 1999 - 2008